İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/189 K 2021/140 E. | İş ilişkisinde meydana getirilen eserler (FSEK m.18/2) | Davacı vekili, müvekkilinin yazar ve editör olarak çalıştığını, 2018 yılından itibaren davacı çıkardığı tüm ürünlerin editörlüğünü yaptığını, davacı ile davalı arasında, davacının telif haklarının ödenmesi şartıyla “... Bankası kitabının yazarlığı konusunda telif sözleşmesi formu imzalandığı, yayın sonrası bir telif hakkı devir sözleşmesi imzalanmasına karar verildiği halde , davalının sözleşme yapmaktan kaçındığını iddia ederek tecavüzün ref'i ve tecavüzün men'ine dair ihtiyati tedbir kararı verilerek yasaya aykırı çoğaltılmış mevcutların satışının ülke genelinde durdurulmasına ve toplatılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, davanın zamanında açılmaması sebebiyle usul yönünden reddini, eserin davacı ile davalının iş ilişkisi süresinde meydana geldiğini, davacı yanın taleplerinde kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın ve mahkemeden talep edilen ihtiyari tedbir kararlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin incelemesi sonucunda, davalının telif sözleşme formları ile eser üzerinde herhangi bir hak iktisap etmediği, çünkü, telif sözleşme form tarihlerinde eserin tamamlanmadığı, eser tamamlandıktan sonra ise, ikinci bir hukuki işlemle eser üzerindeki mali hak devrinin gerçekleştirilmesi gerekeceği, dosya içerisinde davalının FSEK md. 52 gereğince eserin mali haklarının kendisine devredildiğine ilişkin sözleşme sunamadığı, FSEK md.18/2 hükmünün uygulanması açısından taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan iş sözleşmesinin de yer almadığı, davacının davalı yanındaki çalışmasına ilişkin SGK kodunda Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri Öğretmeni sıfatıyla çalıştığının tespit edilmesine rağmen ayrı bir emek mahsulü olan kitap yazarlığının FSEK md. 18/2 kapsamında değerlendirilemeyeceği, yasal faiz işletilmesi gerektiği noktasında tespitin yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın kabulü ile, tespiti yapılan maddi telif ücreti tazminatı ile manevi tazminat üzerinden ve ilk bandrol alınma tarihi olan 18.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, Davacı yanın ihtiyati tedbir isteminin ise reddine karar verilmiştir. |
İstanbul 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/218 K. 2022/68 E. | Cayma hakkının kullanımının geçersiz olduğunun tespiti talebi (FSEK m.58) | Davacı vekili, dilekçesinde müvekkil şirket ile davalılar arasında biredebiyat eserinden esinlenilecek şekilde3 adet senaryo yazılarak sinema eseri oluşturulması için 27/09/2006 tarihli bir sözleşme akdedildiğini, davalı tarafın noter aracılığı ile ihtarda bulunduklarını ancak FSEK 58. Maddesince cayma hakkını kullanmaları için noter aracılığı ile ihtar çekmeleri gerektiğini ve edimlerin yerine getirilmesi için makul bir süre verilmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmeler uyarınca edimlerin şimdiye kadar ifa edilememiş olmasının davalı tarafın sözleşmede belirtilen onay sürecini aksatmasından ve hazırlanan senaryolara onay vermemesinden kaynaklandığını, ancak davalı tarafça gönderilen ihtarname ile edimin ifa edilememesinin tek sorumlusunun müvekkil şirket olduğunun öne sürüldüğünü, söz konusu olayda süre verilmeksizin cayma hakkının kullanılması şartlarının oluşmadığını beyan ederek; noterlikten alınan cayma hakkının yasaya aykırı kullanılması nedeniyle geçerli olmadığının tespiti ile maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile arasındaki sözleşmeden doğan bütün yapma/yapmama edimlerini yerine getirdiğini,davacı tarafın sözleşme ve ek protokollerden doğan yükümlülüklerini sunulan tüm fırsatlara rağmen yerine getirmediğini, ödemelerin davacı tarafından belirli bir takvime bağlandığını, buna rağmen taahhüt edilen tutarların zamanında veya tam olarak yapılmadığını, sözleşmede taahhüt edilen edimlerin 2012 yılının sonuna kadar bitmesi gerektiği ancak davacı tarafın yerine getirmemesi sebebi ile ek protokol ile 2014 yılına kadar uzatıldığı ancak bu sürenin sonunda da yine edimlerin gerçekleştirilmediği, bu sebeple FSEK'nun 58. Maddesi uyarınca cayma hakkının kullanılmasına ilişkin tüm şartların gerçekleştiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme incelemesi sonucunda sözleşmeyi ilk ihlal eden taraf olan ,2008 yılında öngörülen sürede çekime başlamayarak davacı tarafın ihlali gerçekleştirdiği, tarafların aralarında ek süreler tanıyan üç yeni ek protokol imzaladığı, sözleşme ya da protokollerde davalının çekimleri geciktirdiği iddiasına temel oluşturacak madde olmadığı, ancak temel sözleşmenin 3.2.c. hükmünde zımni kabulün düzenlediği, söz konusu hükme göre 15 gün içerisinde onay verilmeyen senaryolar için şirketin onay alma mecburiyetinin kalktığı düzenlenmekte olup bu hükme rağmen sekiz yıl çekimlere başlanmadığı, temel sözleşmenin asıl sona eriş tarihi olan 2008 yılının sonunda hala davacının mali yükümlülüklerini yerine getirmediği, yapılan ek protokolle ödeme koşullarının yeniden düzenlendiği tespit edilmiştir. FSEK madde 58’e göre ‘’Süre verilmeden Cayma Koşullarının Somut Olayda Mevcut Olup olmadığına" ilişkin değerlendirme yapılmış, ‘’Hakkı kullanmak iktisap eden için imkansızsa” ibaresi, somut olayda davacı aleyhine gerçekleşmiş, davacının böyle yüksek bütçeli 3 film + bir TV dizisini öngörülen sürelerde yapabilmesinin ekonomik açıdan imkânsızlaştığı kanaatine varılmıştır. Film yapım sürecinin uzamasının film yapılmamasının neden kaynaklandığını, çekimlere başlanmama sebebinin ne olduğu, somut bir delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. |
İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/107K. 2023/135E. | Bilgisayar programının izinsiz kullanımında 3 kat tazminat talebi (FSEK m.68) | Davacı vekili, müvekkil şirket tarafından üretilen bilgisayar programlarınındavalı tarafındanhukuka uygun bir biçimde kullanmadığı iddiasıyla başvurarak tespit talebinde bulunmuştur. Bilirkişi ve mahkeme heyetince davalı şirketin adresinde yapılan delil tespiti aramasında müvekkile ait 2 farklı şirkete ait toplam 18 adet lisanssız yazılım tespit edilmiş, Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla alakalı soruşturma başlatılmış ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle, toplam 7238 Avronun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı taleplitazminat davası açılmıştır. Davalı vekili savunma dilekçesinde, yapılan delil tespitinin hukuka aykırı olduğunu, aramanın usulsüz yapıldığını ve toplanan delillerin yok hükmünde olduğunu belirtmiş, aramanın müvekkilin yokluğunda yapıldığını, yasal süreler içinde itirazların yapıldığını belirterek delil tespitinin geçersiz olduğunu, eğer geçerli olsaydı dahi; tespit dosyasında 2017 yılında yüklendiği ama hiç kullanılmamış olduğu tespit edilen programın en azından deneme amaçlı olarak kullanılmış olmasının olabileceğini, program yükleme sitesinin internet ortamında programların yüklenmesine açık hale neticeten fahiş zarar tazminat talepleri ile davacı/davalı arasındaki hak dengesinin davacı lehine aşırı ölçüde bozulduğu da ayrıca gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda davaya konu yazılımın lisanssız bir şekilde davalı tarafça kullanıldığı, bu kullanımlar neticesinde üretilen çok sayıda çizim dosyalarının bulunduğununtespit edildiği,program sahibinin izni olmaksızın yüklemenin haksız çoğaltma ve mali hak tecavüzü oluşturduğu, FSEK 68.madde uyarınca eser sahibi, mali hak sahibi tecavüz halinde maddi zararlarda karşılık 3 kata kadar bedel talebinde bulunma hakkına sahip olduğu, FSEK 38/1 Maddesi kapsamında bu ihlalin herhangi bir hukuka uygunluk sebebine dayanmadığı davalının eyleminin programı kullanarak ticari yararlanma amacı taşıdığında bir kuşku bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme davanın kabulüne ve toplam 6500 EURO tazminata hükmetmiştir. |
İstanbul 3.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/196K. 2021/192 E.
| İzinsiz işleme | Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin ...'in de dahil olduğu bir müzik grubuyla bir etkinliğe katıldığını, etkinliğe şarkısını yolladığını ve kabul edildiğini, müvekkilininamatör kayıt üzerine çalmış olduğu santur ile kendi ürettiği ezgileri de ekleyerek davalıya yolladığını, bu şekliyle müvekkilinin de etkinliğe davet edildiğini ve teklifi kabul ettiğini, etkinlik öncesinde stüdyoda yapılan provada bu şarkının aranje düzenlemesini de yaptığını, etkinlikten sonra davalının müvekkili ile stüdyoda kayıt yapmak ve kayıtta da şarkının etkinlikte çalınan son halini çalmak istediğini, şarkının etkinlik performansında 11 milyon kişi tarafından izlendiği için albüme de aynı şekilde konulduğunu, albümleştirildikten sonra davalı tarafından bir dizinin bazı bölümlerinde çalındığını, şarkıya cover yapıldığını, maddi gelir elde edildiğini, davalının çıkardığı albüme dahil edilmesinde ve bu hususta müvekkilinden izin alınmamasının, kendisine telif oranında maddi gelir sağlanmamasının FSEK çerçevesinde korunan maddi ve manevi hakların ihlali niteliğinde olduğunu, davalı tarafından ticari amaçlarla kullanılan eserde çoğaltma, yayma, umuma iletim hakkının da ihlal edildiğini, davacının eser üzerinden hiçbir maddi hak alamadığını,ihtarnamenin tebellüğ edildiğini ancak olumlu yanıt alınamadığını, müvekkilinin şarkıda esere katkısının yanı sıra icracı sanatçı olarak da yer aldığını, davacının esere katkı payını ve icrasını gösterir hiçbir ibarenin bulunmadığını, şarkı piyasaya sürülürken müvekkilden herhangi bir onay alınmadığını, müvekkilinin işleme hakkının da ihlal edildiğini, müvekkilinin uğradığı net zararın FSEK m. 66 ve m. 70 arasında düzenlenmiş olan her bir hüküm gereği ayrı ayrı tespitine, müvekkile ait telif hakkının ihlali nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla FSEK m. 68 uyarınca üç katı tutarında ref tazminatının, FSEK ve TBK hükümlerince manevi tazminatını talep etmiştir. Davalı dilekçesinde, dava konusu eserin söz, müzik ve düzenlemesinin müvekkiline ait olduğunu, davacının hiçbir şekilde ilgili parçada hak sahipliğinin bulunmadığını, davacının işbu davayı yıllar sonra ikame etmesi sebebiyle TMK md. 2 nezdinde kötü niyetli sayılması gerektiğini, söz konusu etkinlik performansının mayıs 2016 yılında , "..." parçasının orijinal ve bandrollü halinin ise 26 Mart 2018'de youtube platformlarında yayınlandığını, davanın 24 Şubat 2021 tarihinde ikame edildiği gözetildiğinde dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığının çok açık olduğunu, gecikmenin haklı bir nedene dayandığına dair herhangi bir somut delil ibraz etmediğini ve açıklama yapmadığını, davacı vekilinin, müvekkilinin o dönemdeki müzik piyasası hakkında teknik ve hukuki bilgisinin bulunmadığını, bu nedenle susmak durumunda
kaldığını beyan etmesinin ise bir haklı neden teşkil etmediğini, davalı müvekkilinin şarkısının youtube'da 125 milyon izleyiciye ulaşmasından sonra dava yoluyla öne sürmesinin manidar olduğunu, davacının iddiasının aksine ise kendisinin şarkıyı baştan sona aranje etmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından seslendirilen eserde yalnızca müvekkili tarafından belirtilen ezgiler ile santur çalan davacının "..." isimli eserde herhangi bir hak iddia etmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, maddi ve manevi tazminat ile haksız rekabete dair taleplerinin öncelikle zamanaşımından reddini, davacının yersiz ve mesnetsiz davasının reddini,talep etmiştir. Davalı ...Şti. vekili cevap dilekçesinde müvekkili şirket ile davalının 2018 yılından itibaren birlikte çalışmaya başladığını, dava konusu ilgili eserin ise tarafından 2009 yılında ortaya çıkarıldığını, davacının hiçbir şekilde ilgili parçada hak sahipliğinin bulunmadığını, dava konusu şarkının söz, müzik ve düzenlemesinin başkası tarafından yapıldığını, davacının söz konusu etkinlikte diğer davalının talebi doğrultusunda bir çalgı aleti çaldığını, dava konusu eserin icra edildiği tarihte davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesindemüvekkili şirketin huzurdaki davanın tarafı olmadığını, müvekkili şirketin eserin dizide kullanılması için ruhsat yetkisini eser sahiplerinden aldığını, eserin söz ve bestesinin diğer davalıya ait olduğunu, eserin yapım ve yorum haklarının ise …Şti.’ye ait olduğunu, müvekkili şirketin de usulüne uygun olarak dizide diğer davalıların her birinden ayrı ayrı ilgili şarkının dizinin bölümlerinde kullanılması için muvafakatlerini aldığını, bu sebeple davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda davaya konu şarkının söz ve bestesinin davalı ...'e ait olduğu, bu şarkının davalı ... tarafından icra edilen ... isimli albümde yer aldığı, albümün yapımcısının davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. olduğu, şarkının söz ve bestesinin ...'e ait olduğu, buna ilişkin kaydın bilirkişi raporunda tespit edilen internet sitesinde bulunduğu, davaya konu müzik eserinin davalı ...'in hususiyetini taşıdığı, davacının santur ile eşlik etmesinin davaya konu eserin davacının hususiyetini taşımadığı, davaya konu eser yönünden eser sahibinin davalı ... olması nedeniyle davacının eser sahipliğinin veya davalıyla birlikte eser sahipliğinin bulunmadığı, yine yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda davacının5846sayılı FSEK'nun 6.maddesinde düzenlenen işleyen ve derleyen olarak hak sahipliğinin de bulunmadığı, icracı sanatçı değerlendirmesi yönünden yapılan değerlendirmede ise davaya konu eser yönünden davalılar tarafından tecavüz edilen FSEK kapmasında korunan hak sahipliği bulunduğu iddiasının davacı tarafça somut ve yeterli delille ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. |
İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/254 K.2023/87 E. | Lisans Sözleşmesinin Haksız Fesih İddiasından Kaynaklanan Cezai Şart Alacağı | Davacı vekili, müvekkilinindavalı ile internet siteleri ve yayınlanacak içerikler hakkında mevzuatlara göre lisanslar alma gibi konularda hizmet sağlama hususunda anlaştığını ve sözleşme imzaladığını, davalının işbu sözleşme hükümlerinin sözleşme fesih gerektirecek bir durum olmamasına rağmen ihtarname ile gelirinin düştüğünü kazanç ve itibar kaybı yaşadığı gibi gerçeği yansıtmayan vakıalara dayanarak haklı nedenle fesih ettiğini bildirdiğini, davalı taraftan tahsil etmek için sözleşmede belirtilen cezai şarta icra takibi başlattıklarını, davalının kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiği ve icra takibinin durmasına neden olduğunu belirterek dosyadaki itirazın kaldırılması ve davalı hakkında alacağın, %20'sinden aşağı olmamak, üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin incelemesi soncunda, sözleşmelerin sona erdirilmesinin belirli koşullara bağlandığı, haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdiremeyecekleri, Sözleşmede ihlal halinde sözleşmenin sona erdirilme usulünün belirlendiği, bu hükme göre "İhlal Halinde Fesih: Taraflardan birinin Sözleşme'den doğan yükümlülüklerinden birini ya da bir kaçını ihlal etmesi halinde, söz konusu ihlalin giderilmesi için ihlal eden Taraf'a yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla 15 (onbeş) gün süre verilir. İhlalin anılan sürede giderilmemesi halinde ayrıca bir ihtar ya da işleme gerek kalmaksızın, ihlal etmeyen Taraf Sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilecektir." şeklinde düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9. Maddesinde "Fesih Usulüne Aykırılık: Taraflardan herhangi biri haklı bir sebep olmaksızın ve sözleşmede belirtilen esaslara Uymaksızın tek taraflı olarak Sözleşmeyi feshetmesi durumunda cezai şart 60.000 (AltmışBin) Türk Lirası cezai bedel ödeyeceğinin, Lisans Veren, tacirler arası işbu Sözleşme kapsamında belirlenmiş cezai bedelin fahiş olduğu iddiası ile tenkisini talep etmeyeceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt edildiğinin hükme bağlanmış olduğu gerekçeleriyle davacı tarafın ikame edilen takibe itirazın haksız olduğu kabul edilmiş ,alacağın belirli para alacağı olduğu dikkate alınarak icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermiştir. |
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ |
2023/69 K. 2021/592 E.
| Haber Kanallarında Kişilik Haklarının Korunması | Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin merhumenin imam nikahlı olarak kendisi ile birlikte yaşadığını, merhumenin eski kocasının silahlı saldırısına maruz kaldığını, neticesinde hayatını kaybettiğini, müvekkilinin de hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, müvekkilinin müşteki olarak bulunduğu dosyada merhumenin eski kocası İstanbul ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. - .... K.sayılı ve 07/12/2017 tarihli kararı ile müebbet hapis cezasına hükmedildiğini,davalı ... Yayıncılık A.Ş.'nin sevk ve idaresinde bulunan, televizyon kanalında yayınlanan programda "... tarafından canice öldürülen ..." başlığı ile müvekkilinin fotoğrafı kullanılarak merhumeyi ve müvekkilini yaralayan caniymiş gibi haberleştirdiklerini,müvekkilinin toplumsal linçe maruz kaldığını, merhumenin yaşamını yitirdiği olay sonrasında eski işini kaybettiğini, ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, kendisine yeni iş bulduğunu, hali hazırda taksi şoförü olduğunu,televizyonda gören yolcuların müvekkiline ağır ithamlarda bulunduğunu, sosyal medyada feminist kadın gruplarının da lincine maruz kaldığını, bu nedenlerle 20.000,00 TL manevi tazminat alacağının haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından tekzip yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haber yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunu iddia etmediğini, haberin asılsız olduğunun ve bu sebeple manevi zarara uğradığını iddia ettiğini, HMK.madde 128 gereğidavaya süresi içerisinde cevap verilmemiş olmasının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkarı anlamına geldiğini, dava konusu programlara ilişkin olarak yayın videolarını dilekçe ekinde CD ile sunduklarını, davaya konu haberin yazılı ve görsel basında yayıldıktan sonra programa taşındığını, programda tartışılan asıl konunun işlenen cinayet değil, merhumenin annesinin velayet mücadelesi olduğunu, davacı isminin dahi geçmediğini, davacının iddia ettiği gazete kupürünün de programda kullanıldığını ancak ekranda verilen görüntüde fotoğraf altındaki ismin okunamadığını, bununla beraber, cinayeti işleyen faile ait gerçek fotoğrafların ekranda net olarak görülecek şekilde verildiğini, dolayısıyla ilgili haber sebebiyle sorumlu olmadıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmişlerdir. Davanın başta, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açıldığı ve Mahkemece görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın bu suretle Mahkemeye intikal ettiği anlaşılmıştır. Davalının sunmuş olduğu CD’nin incelemesi yapılmak üzere bilrkişiye tevdi etmiş işbu rapora göre;Sunucular tarafından sözlü olarak davacının isminin kullanılmadığı, haberin konuşulduğu dakikalar içerisinde aralıklarla yukarıdaki ekran görüntüsünde de görüldüğü üzere şeklinde fotoğraf altında kızıyla yazan fotoğrafın ekrana getirildiği, İnternette re’sen yapılan incelemeler sonucunda 15 Mart 2021 Pazartesi tarihli gazetede ekran görüntüsüne ulaşıldığını, yayında görülen fotoğrafın o gazetede bulunan haber ile aynı olduğunun görüldüğü" hususlarını rapor etmişlerdir. Toplanan deliller ve alınan rapora göre davalının, davacıya ait fotoğrafı, davacının izni olmaksızın yayınladığı, yayın içeriğine göre, davacı fotoğrafının eski eşini öldüren kişinin haberinde kullanılarak kişilik haklarının ihlal edildiği ve manevi zarara uğratıldığı anlaşılmış manevi tazminat talebi yasal faizi ile birlikte kabul edilmiş, tekzip talebi ise reddedilmiştir. |
İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/202 K. 2021/201E. | Sözleşmeyi aşan kullanım için tazminat talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı müvekkilin radyo, televizyon, reklam gibi mecralarda kullanılmak üzere hazırlanmış olan eserlerini bir katalogda topladığını, davalının televizyonlara arzı, reklam, tanıtım filmi gibi programlar yapan bir yapım şirketi olduğunu, davalının müziklerini kullanmak üzere davacı ile sözleşme imzaladığını, işbu sözleşmeye göre; sözleşmenin 1 yıl süre ile akdedildiğini, bitimine 1 ay kala fesih bildiriminde bulunmazsa aynı şartlarda yenileceğini, 2018 tarihli sözleşmede, sözleşmeye aykırı olarak, kapsamını aşan fazladan müzik kullandığını ve kullanım bedelini ödemediğini, 2019 yılının akabinde 2020 tarihine kadar yenilendiğini, 2019 yılı içinde davalının 1 yıl süre ile 25.000 saniye müzik kullanma hakkının olduğunu, davalının kullanmış olduğu müzikleri saniye üzerinden liste halinde davacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, davalının sunmuş olduğu listelerden yapılan süre hesaplaması uyarınca fazladan kullandığı sürenin 1.504.560 saniye olduğunu, kullanım bedelinin 13.000 TL olup davacının sözleşmeye göre 1 saniye kullanım bedelinin 0.52 TL belirlediğini, bu durumda ödenmesi gereken bedelin 782.371,00 TL olduğu, bu bedel için davalıya ihtarname çekildiğini, davalının noter ihtarı ile bedele itiraz ettiği, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshettiğini belirterek davalının sözleşmede belirtilen süreden fazla olarak kullandığı müziklerin bedeli olan 782.371,00 TL bedelin şimdilik 50.000 TL’nin tahsilini FSEK m. 68 uyarınca haksız kullanım bedelinin 3 katı tutarında tazminatın temerrüt faizi ile tahsilini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin feshini düzenleyen maddeler incelendiğinde, m. 5’de, yürürlük süresi dolan sözleşmenin “tüm şartların yerine getirilmiş olması” şartı ile taraflarca sözleşme bitiminden 30 gün önce feshedilebilmekte aksi halde sözleşmede yer alan bedelin %10’undan daha düşük artış olmayacak şekilde tüm şartlar aynı kalmak kaydıyla sözleşmenin 1 yıl uzayacağını,m. 10’da ise taraflardan her hangi birinin sözleşmeye aykırı davranması halinde diğer tarafın karşı tarafa yazılı bildirimde bulunması gerektiğini, 15 gün içinde aykırılık giderilmez ise bildirim yapan tarafın tek taraflı ve teminatsız olarak sözleşmeyi feshedeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin davalıca m. 10’a göre haklı nedenle tazminatsız şekilde feshedildiğini, sözleşme maddeleri incelendiğinde fazla kullanıma ilişkin bir durumun varlığı halinde tarafların yükümlülüklerine ilişkin her hangi bir düzenleme yapılmadığının görüldüğünü belirterek davacının hukuka aykırı, kötü niyetli tüm iddia ve taleplerinin reddini talep etmiştir. Mahkemenin incelemesi sonucunda, Sözleşme hükümleri dikkate alındığında,1 yıl süre ile akdedilmiş olduğu, sözleşme süresine 1 ay kala fesih bildiriminde bulunulmaması halinde, aynı şartlarla yenileneceğinin kararlaştırıldığı, bu sürede herhangi bir fesih bildirimi olmadığı sebebiyle sözleşmenin uzadığı, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen flash bellekte yer alan listelerin davalı tarafça davacıya gönderilip gönderilmediğine ilişkin bir tespit yapılamadığı,dosya kapsamında davacının fazladan kullanım olarak belirttiği 1505,560 sn kullanım süresine davalı tarafın dosya kapsamında herhangi bir itirazının bulunmadığı, Davacı tarafın bu bedelin FSEK 68 gereğince 3 katı tutarını talep etmiş ise de taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunması dikkate alındığında FSEK 68'e dayalı 3 katı tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı, Her ne kadar davalı sözleşmeyi, sözleşmenin 10 uncu maddesine göre haklı nedenle feshettiklerini bildirmiş ise de vaki feshin davalının sözleşmeyi feshinden önceki kullanımlara etkisinin olmayacağı değerlendirildiği, izinsiz kullanım söz konusu olmayıp, sadece sözleşmeyi aşan kullanımdan kaynaklanan bedelin ödenmemesi durumu söz konusu olduğundan, FSEK 68/1. Maddesinin somut olayda uygulama koşulları bulunmadığı, toplanan deliller, taraflar arasında akdedilen 20.12.2018 tarihli sözleşme, 11/07/2021 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davalı tarafça itiraz edilmeyen fazladan kullanım miktarı olan 1.504.560 saniye karşılığında davalı tarafça davacıya ödenmesi gereken bedelin 782.371,20.- TL olacağı, davalının kullanımlarının sözleşmeyi fesih tarihi olan 24.01.2020 tarihinden önce olmakla birlikte davacının tazminat olarak sadece FSEK 70/2. maddesi uyarınca yalnızca sözleşme bedelini talep edebileceği gözetilerek talep edilen 50.000 TL tazminatın 02/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. |
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/117K. 2021/470E | Grafik eserlerinin izinsiz ticari kullanımına dayanan telif tazminatı talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... olarak bilinen ... grafik tasarımla çizilerek iki boyutlu yeni birer eser haline getirilmesinde ülkenin gurur vesilesi olduğunu, çizimlerinin ve çizimlerinde yer alan karakterlerin temsili birer yerleşiminin yer aldığı içerikle tasarımların kendisine ait olduğunu 05/01/2017 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı beyannamesiyle tescil ettirdiğini, söz konusu eserlerin 2015 yılından itibaren sanatsal amaçlı olarak birçok sanat ve kültür yayınında yer aldığını, müvekkiline ait ve özgün eser niteliğinde olan eserlerinin bir dönem lisanslı ve münhasır uygulamalarda izin vermek haricinde eserlerinin ticari kullanımına izin vermediğini, ancak davalının; ayrıntılarıyla açıklandığı şekilde ve yöntemlerle müvekkilinin eserlerini kopyaladığını, çeşitli malzemelerle üreterek reklam ve satışa konu ettiğini, müvekkilin eserlerinden kazanç sağladığı ve haksız fiiline halen devam ettiğini, çeşitli malzemelerle üreterek reklam ve satışa konu ettiğini, tanıklarca ve ekli delillerde sabit olduğunu,bu kapsamda davalının bu faaliyetler için ticari işletme ya da şirket kurmuş olup olmadığını tespit edilmesini, müvekkilinin grafik tasarımlarının 5846 sayılı FSEK uyarınca güzel sanat eseri olduğunu ve 6769 sayılı SMK uyarınca tasarım niteliğinde olduğunu, bahsi geçen kanunlar kapsamında bütün hakların müvekkiline ait olduğunu ve güzel sanat eseri niteliğinde olan bu eserlerin müvekkilinin izni veya onayı olmadan kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, neticeten izah edilen hususlar, yasal dayanaklar ve deliller doğrultusunda başka ve fazlaya dair her türlü hakları saklı tutulmak kaydıyla; davalının, müvekkilinin fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin derhal tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasını, davalının bu faaliyetler için ticari işletme ya da şirket kurmuş olup olmadığını, kurduysa ortak olduğu kişilerin tespitini,haksız fiil ve fikri mülkiyet hakkına tecavüz niteliğindeki ticari faaliyetlerden elde edilebilecek ortalama gelirin ne olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini ve maddi manevi zararının tahsilini dava ve talep etmiştir. Bilirkişi raporu istenmiş, işbu raporda özetle; Dava konusu 340 adet illüstrasyon çiziminin görsel olarak kolay algılanabilir ve seçilebilir biçimde karakterize bir görünüm sergilediği, bu yönden öz biçim form ilişkisine uygun çizildiği, görsel anlatım diline sahip olduğu, yaratıcı bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan, üretilmesinde güzel sanatlar eğitimi gerektiren, mizahi yaratıcılık yönü güçlü, estetik değer ve sahibinin hususiyetini taşıyan fikri emek sonucu oluşan FSEK 4.maddesi kapsamında grafik eser/güzel sanatlar eseri olduğu, davacının FSEK 11. maddesindeki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, davacıdan izin alınmaksızın grafik illüstrasyonların web sitesinde ve dekoratif ahşap plakalar üzerine basılarak izinsiz kullanılmasının davacının mali haklarından yayma ve çoğaltma haklarının ihlali olduğu,2018 yılı itibariyle toplu kullanım yapıldığında eser birim fiyatının düşeceği de dikkate alındığında eser başına 2.000 TL olabileceği, 340 adet izinsiz kullanılan ve satışa sunulan eserin rayiç değerinin 680.000TL olabileceği, davacının FSEK 68.maddesi çerçevesinde talebi olması halinde bu bedelin 3 katını talep edebileceği ayrıca manevi tazminata da hükmedilebileceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça sunulan CD'ler bilirkişi heyetince incelenmiş; dijital teknik ile üretilmiş çok sayıda illüstrasyon çalışmasının CD muhteviyatında yer aldığı görülmüştür. Çizimlerin Yeşilçam karakterlerinden esinlendiği ve bu karakterlerin mizahi açıdan işleyen çalışmalar olduğu, hem teknik beceri hem de estetik bilgi ve yaratıcılık gerektiren mizahi illüstrasyonlar olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkeme incelemesi sonucunda, dava konusu çizimlerin; davacının portfolyosunda yer aldığı, davacının aldığı güzel sanatlar eğitimi sonucunda kendisine has geliştirdiği çizim üslubu, eserlerin üzerinde yer alan davacıya ait tescilli imza gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çizimlerin davacı tarafından vücuda getirildiği, davacının FSEK 11.maddesindeki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının 340 adet grafik eserinin; bazı ahşap plakalar üzerinde birebir olarak bazılarında ise değişiklik yapılarak kullanıldığı, bu suretle FSEK kapsamında davacının "eser üzerinde değişiklik yapılmasını men etmek" manevi hakkının ihlal edildiği, ayrıca davacıdan izin almaksızın, davacıya ait grafik illüstrasyonların web sitesinde dekoratif ahşap plakalar üzerine basılarak izinsiz kullanılmasının; davacının mali haklarından FSEK kapsamında çoğaltma, ve yayma hakkının ihlali olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının maddi tazminat talebinin değerlendirmesi sonucu; davacı FSEK 68. Madde kapsamında mali hakların ihlali durumunda 3 katı tazminat isteyebileceği, Yargıtay içtihatlarına göre bu taleplerin ileri sürülebilmesi için mütecavizin kusurunun olması ya da zararın gerçekleşmiş bulunması şart olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından istenilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 680.000 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi değerlendirildiğinde, FSEK 70/1.maddesine göre; "Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir". Manevi hakların ihlali sebebiyle manevi tazminat davası açabilmek için, eser sahibinin kişilik haklarının da tecavüze uğramış olması şart değildir. Manevi tazminat şartları oluştuğundan; manevi tazminat talebinin kabulüne; 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. |
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/270K. 2019/137 E.
| Mühendislik (elektrik tesisatı) projesinin eser niteliği bulunduğundan bahisle izinsiz kullanıma karşılık telif tazminatı talebi | Davacı vekili,Müvekkili ile davalılardan … şirketi arasında bir elektrik projesinin hazırlanması hususunda anlaşma sağladıklarını, projenin yapımına başladıklarında siyasi karışıklıklar gerekçesiyle projenin durduğunu, 2013 yılında işlere tekrar başlanabilir duruma geldiğinde davalı … şirketinin müvekkiline ödeme yapmamak için diğer davalı … şirketine, orijinali müvekkiline ait projeyiteslim ettiğini ve projenin künye bilgileri değiştirilerek ... firmasına aitmiş gibi gösterildiğini, ... sayılı dosyası ile proje versiyonlarının karşılaştırıldığını ve5846 sayılı Kanun bağlamında her iki proje arasında iltibas bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı ücretini alamadığı gibi eserinin kopyalanmasıyla karşı karşıya kaldığını ve eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi haklarının ihlal edildiğini,sayılı Kanun m.68 hükmü bağlamında müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklı haklarına yapılan tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini,davalılar tarafından ücret ödemekten kaçınmak amacıyla davalı diğer şirkete aitmiş gibi gösterilerek kopyalanması ve isim değiştirilmek suretiyle çoğaltılarak diğer davalı işveren tarafından ticari amaçlı olarak kullanılması eylemlerine ilişkin olduğu belirterek m.68 uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin üç katı tutarını tazminat olarak talep etmiştir. Davalı ... Mühendislik vekili 25/10/2019 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının,tüm alt yapı işleri için anlaştıklarını,tarafların 90.000 USD +KDV bedel üzerinden anlaştıklarını, işe başlanmasını takiben müvekkilinin davacıya, işin %5’ine karşılık gelen 4.500 USD’yi ön ödeme olarak ödediğini; işin yavaş yapılması ve yaşanan aksaklıklar sebebiyle sözleşme konusu işin tamamlanamadığını, projenin olduğu …devleti tarafından projede değişiklik yapıldığını ve akabinde de müvekkili ile davacının aralarında değişikliklere uygun ek sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme dahilinde işin kapsamının yeniden belirlendiğini ancak davacının işi tamamlamaması ve projenin zamanında teslim edilmemesine rağmen davacıya ödemenin tamamının yapıldığını, davacının projeyi şartnameye göre hazırlamamasına sebebi ile çalışmayı kestiklerini ve işin kalan kısmı için diğer davalı şirket ile anlaştıklarını, 2013 itibari il kalan projenin diğer davalı şirkete yeniden çizdirildiğini, davacının ek sözleşme uyarınca hazırlaması gereken projeyi, müvekkili ile arasındaki sözleşmeye uygun olarak hazırlamadığını, davacının, projenin onaylanması halinde istenilen sayıda çoğaltılmasına icazet verdiğini, ancak henüz onaylı bir projenin bulunmadığını, bilirkişi raporunda projeler arasında iltibas olduğunun tespit edilmesi ile ilgili hususa katılmadıklarını, işin doğası gereği mutlaka projeler arasında benzerlik olacağını, kaldı ki davacının projeyi tek başına hazırlamadığı bir kişiden sürekli direktif aldığı ve bu sebeple işin özgün olmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... Kd. Vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin tasfiye edildiğini, terkin işlemlerinin de gerçekleştirildiğini, süre verilmesi ve şirketin ihya edilmesi halinde taraf teşkilinin sağlanabileceğini, bahsi geçen sözleşmelere müvekkilinin taraf olmadığını, ayrıca ... dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda projenin özgün olup olmadığının değerlendirilmediğini, müvekkilinin hazırladığı projenin özgün olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat ve Mühendislik A.Ş.; Müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari anlaşma veya hukuki ilişki bulunmadığını; diğer davalı şirket ve müvekkili arasında taşeron sözleşmesi olduğunu, davacının dava dilekçesini açıklaması gerektiğini, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının kendisinin oluşturduğunu iddia ettiği layer adları vb.nin kendisine ait olmadığını, bunların, işin yapımına başlanmadan önce ... devleti tarafından atanan mühendislik firmasıyla ortaklaşa kararlaştırılan standartlar olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemenin incelemesi sonucunda, davaya konu projenin, iş sahibinin talepleri doğrultusunda, ancak bağımsız olarak meydana getirildiği ve yaratıcılık unsuru taşıdığı, Öte yandan FSEK m.2/3 e göre “…her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler,…her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri…” ibaresi de sebebiyle bilirkişi raporlarında projenin eser niteliğinde olduğu, dosyadaki mevcut belgelerden; projelerin hazırlanması için davacı ve davalı şirket arasında farklı tarih, kapsam ve bedelde karşılıklı anlaşılarak imzalanan iki adet belgenin bulunduğu,Davalı tarafın, davacıya ait projeden yararlanmak suretiyle değişiklikler yaptığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu, başkasına ait eserden faydalanma,5846sayılı Kanun md. 35 gereğince iktibas anlamına geleceği bu halde davalıların müşterek ve müteselsilen, davacıya ait eser üzerindeki mali hak sahipliğinden kaynaklı çoğaltma ve yayma hakkını ihlal ettikleri, bu sebeple telif tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile bilirkişilerce hesaplanan405.347,00 TL telif tazminatının06/07/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/1 maddesi uyarınca belirlenecek yasal faizin altında kalmamak kaydıyla kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıyaverilmesine hükmetmiştir. |
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/103 K. 2022/46 E.
| Haber istisnasının şartları (FSEK m. 37) | Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin murisinin çizer ve tasarımcısı olarak mesleğini icra ettiğini, müvekkilinin murisine ait 1987 yılında çizilen bir karikatürün davalı tarafından izinsiz olarak internette yayınlandığını belirterek, FSEK m.68 uyarınca daha sonra 3 kat arttırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, haberin yayın tarihinden 6 yıl sonra açılan davanın dürüstlük kuralına uymadığını, haber içeriğindeki dava konusu karikatürlerin FSEK m.37 kapsamında haber yapma kastı ile yayınlandığını, istenilen tazminatın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemeye sunulan 03/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu görselin davacının murisine ait internet sitesinde 2011 yılında yayınlanmaya başladığını, 2016 yılında tescil edildiği,dava konusu edilen eserin FSEK kapsamında güzel sanat eseri olduğunu, dava konusu edilen karikatürün dosya münderecatındaki deliller ışığında, davalının bahsi geçen internet yayınlandığı, davalının dava konusu edilen karikatürü davacıdan izin almaksızın ve herhangi bir bedel ödemeksizin söz konusu web sitesinde yayınlayarak (FSEK md.25) tespit edilmiş olduğundan,FSEK md.68 çerçevesinde ihlalin gerçekleştiği, eser (karikatür) tanıtma amacının dışında eserin bazı parçalarının değil tamamının kullanılması ile haber veya bilgilendirme gerekçesiyle iktibas edilmesinin FSEK md. 37 kapsamında koruma görmeyeceği, internet sitesinde yayınlama tarihi olan 29.02.2016 tarihinin haksız fiil tarihi olduğu,işbu tarihte varsayımsal sözleşme ile kullanım bedelinin 5.000 TL olduğu, davacının FSEK md. 68 uyarınca 5.000 *3 = 15.000- TL talep edebileceği, görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, basının fikir ve sanat eserlerinden haber ve bilgi verme maksadıyla yararlanabilmesi için eserin alenileşmiş olması, eserin haber ve topluma bilgi vermek maksadıyla kullanılması, eser parçalarının tanıtma amacının dışında kullanılmaması, eserden bazı parçaların alınması ile sınırlı olarak kullanılması (Eserin bütünü veya önemli bir bölümünün haber veya bilgilendirme gerekçesiyle iktibas edilmesi mümkün değildir.), fikir ve sanat eserleri, haber ve bilgi verme kapsamında kullanılırken, mutad olduğu şekilde eser ve eser sahibinin adının belirtilmesi gerekir. Md.37’nin söz konusu olaya uygulanamayacağı, zira toplumu bilinçlendirmek maksadıyla yakınma konusu haberi yayınladığı ve görevinin kamu yararı bulunan konularda haber vermek maksadıyla dava konusu karikatürü yayınladığını belirtmişse de, davalının eserin bazı parçalarının değil tamamının kullanılarak haber vermek amacıyla iktibas edilmesinin FSEK md.37 kapsamındaki korumayı kaldıracağı gerekçeleriyle mahkeme; davanın kabulü ile davacının tanınırlığı, eserin yayınlanmış olduğu mecra, gözetilerek FSEK MD. 68 uyarınca 3 kat tazminat talebinin yerinde olabileceği kanaati ile 15.000 TL maddi tazminat bedelinin ilk ihlal tarihi olan 29/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. |
BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/68K. 2021/227E.
| Mali hakların izinsiz kullanımı karşısında telif tazminatı da dahil tecavüzün ref’i talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1980 yıllarında kurulmuş tanınan bir firma haline geldiğini, müvekkilinin www.... alan adlı web sitesinin de sahibi olduğunu, şubeleri yanında bu web sitesi aracılığı ile müşterilerine hizmet verdiğini, müvekilinin yaptığı araştırma sonucu davalıya ait web sitesinde müvekkiline ait içeriğin aynısının taklit edilmek suretiyle kullanıldığını tespit ettiğini, bu aykırılığın İstanbul Asliye Ticaret mahkemesinin …d. İş sayılı dosyası ile ortaya konduğunu, davalının müvekkilinin web sitesinde görselleri kendi firma görselleri gibi göstererek yurtdışında fuarlara katıldığını, müvekkiline ait eserleri izinsiz olarak kullanarak müvekkilini maddi ve manevi zarara soktuğunu, FSEK 68 ve maddeleri uyarınca; şimdilik 1.000,00 TL maddi ve yasal faizi ile birlikte 20.000,00TL manevi tazminat talebi ile dava açmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkili şirketin herhangi bir yerden, web sitesinden herhangi bir veri, görsel ya da sair herhangi bir şey kopyalamadığını, müvekkilinin davacıya ait eserleri kendi sitesinde yayınlamadığını, bu nedenle maddi veya manevi tazminat gerektirecek bir durumun mevcut olmadığını, söz konusu web sitesinin, tasarım, düzen ve tüm teknik yönetiminin ... firması tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya davalının dilekçesinde belirttiği firmaya ihbar olmuş, ihbar olunan şirket cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin işbu davada taraf sıfatına haiz olmadığını, davanın ihbarı, müvekkil şirketin, web sitesinin tasarımı ve yönetimi ile ilgilenmekte olup, müvekkili şirket diğer firmalarla olduğu gibi davalı şirket ile de web sitesinin yapımı için anlaşmış ve taraflar arasında sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmenin 5.maddesinin 17.fıkrasında ''... ,hazır hale getirdiği ve müşteriye sunduğu hizmetin ürün ekleme ve çıkarma, kategori ekleme ve çıkarma ,ürün varyasyon tanımlama ve ekleme -çıkarma gibi tüm işlemlerden müşteri sorumludur.'' İbaresinin yer aldığını, bu ibareden de açıkça anlaşılacağı üzere davanın tarafı olmadıklarını, sadece sitenin tasarımını yaptıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dava öncelikle İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı, mahkeme tarafından yetkisizlik kararı verildiği, sonrasında Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine intikal etmiştir. Yargılamanın devamında davacı şirketin iflasına karar verilmiş ancak iflas idaresi vekilinin katılımıyla yargılama yürütülmüştür. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda,daha önce davacıya ait web sitesinde yayınlanan fotoğrafın sonradan davalı tarafa ait web sitesinde de yayınlandığı, tüzel kişilerin bir esere hususiyetlerini kazandırmaları söz konusu olamayacağından tüzel kişiler eser sahipliğinden doğan hakları ancak FSEK 48 maddesi uyarınca gerçek kişiden devir alarak ya da FSEK 18 maddesi uyarınca memurları, hizmetlileri veya işçilerinin meydana getirecekleri eserler üzerinde ki hak sahipliğini kullanma hakkı vasıtasıyla kullanabilecekleri, somut olayda tüzel kişi olan davacı bu hakları devraldığını veya fotoğrafları çeken gerçek kişinin kendi çalışanı, memuru veya işçisi olduğunu ispatlayamadığı,bu durumda FSEK 68 ve 70 maddeleri ile diğer maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminat talebi ileesere tecavüzün ref'i, men'i talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir. |
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/121K. 2021/316 E.
| Anonim (sahipsiz) eserin işlenmesinin izinsiz kullanımı iddiasıyla ref ve tazminat talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde;Davacının halk dansları ve müziği bakımından uzmanlaşmış olduğunu, yöresel ezgileri ve bu ezgilerdeki zenginliği hem ulusal hem uluslararası platformlarda tanıtmak amacıyla 2003 yılında bir dernek kurduğunu, 2009 yılında davacının daha önce çalışmalar yaptığı müzisyenleri tüm masraflarını ve ücretlerini karşılamak suretiyle derneğe davet ettiğini yaklaşık 15 gün süreyle yerel müzisyenlerle her gün adını ve müzik çalışmaları yaptığını, müzik trafiği içinde adım ve müzik ölçülerini içeren matematiksel bir senaryo yazarak oyun adımları ile müzik ölçülerin uyumunu oluşturduğunu, ürettiği koreografi için geliştirdiği anonim ezgilerin adım mesafe çizgilerinin zamanlarına bağlı olarak çalınması ve seslendirilmesini standart hale getirilmesi amacıyla davalıya ait stüdyo ile anlaşarak bu eseri kayıt altına aldığını, davalı ile görüşüldüğünü, müzisyenlerle beraber stüdyoya geçildiğini ve eserin metninde belirtilen ölçülerde eserin bölüm bölüm canlı canlı icra edilerek kayıt altına alındığını, tüm masrafları davacının ödediğini, bilirkişi tarafından incelendiğinde eserin 2009 yılında müvekkili tarafından hazırlandığının anlaşılacağını, stüdyo sahibinin davacıdan habersiz ve izin almadan bu eseri kendi adına kaydettirmesini suç teşkil ettiğini,Ayrıca diğer iki davalının davacı ya ait koreografik eser ve bu koreografik esere uygun olarak yörenin anonim ezgilerinden ölçüleri belirlenerek özel olarak hazırlanmış işleme müzik eserini davacıdan izinsiz olarak kullanmak suretiyle haksız bir kullanım içine girerek davacı zarara uğrattığını sebepleri sebebi ilebu iki eseri kullanan kullandıran ve yayan gerçek bir tüzel kişilerin derneklerin platformlarının söz konusu eser ile ilgili herhangi bir tescilleri ve kullandıkları herhangi bir ihtiyaçları varsa bu imtiyazların kaldırılmasını,ve maddi tazminatını dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ait herhangi bir eserin davalı tarafından kullanılmadığını, ihlale konu olduğu iddia edilen video kayıtlarında yer alan dansların geleneksel halk dansları olduğunu ve anonim olduğunu, davacının bu eseri kayıt altına aldığını iddia ettiğini ancak ne şekilde katkı sağladığını ve bu dansı hangi açıdan hususiyeti kazandırdığını ortaya koyamadığını, video kaydı üzerinde bir hak sahipliği iddiası var ise davalı tarafından davacıya ait herhangi bir videonun paylaşılmadığını dolayısıyla bu iddianın dayanağının bulunmadığını,ayrıca kendi öğrencilerinin sergiledikleri oyunlar eğitici tarafından bir platformda anı kalması amacıyla paylaşılmış olduğunu bu paylaşım dolayısıyla maddi bir çıkar elde edilmediğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu eserin, 2010 yılında diğer davalı stüdyosunda müzisyen dostlarıyla birlikte kaydettiği eser olduğu, dava konusu eserin 2009 yılında yapılmadığını çünkü 2009 yılının Kasım ayında davalının müzik şirketinin etiketi ile piyasaya çıktığını, söz konusu eserin içinde 3:38 ile 3:48 arasında geçen dilli kavallı bölüm birebir aranjesi hiçbir şekilde bozulmadan sadece transpose tekniği ile aynı ton getirildiğini albümündeki eserin davacı projesine olduğu gibi yerleştirildiğini, söz konusu eser stüdyo kayıtlarında en son kayıt 20.05.2010 tarihli göründüğünü ve davacının beyan ettiği gibi 2009 yılında değil 2010 yılında dava konusu eserin yapıldığını, dava konusu eserin tüm düzenlemelerinin aranje, edit, mix ve mastering davalının evindeki özel stüdyoda yapıldığını,eserin meslek birliğine kaydedildiğini, aynı zamanda dijital platformlar da lisanslı olarak 23 Aralık 2019'da yayınlandığını, eserin tüm haklarının bizzat davalıya ait olduğunu, davalının bu eserin yapım aşamasında herhangi bir ücret almadığını davacının davalı ...'e ait stüdyoyu kiralamadıklarını ve kira için ücret ödemediklerini, davacı ...'e davalı tarafından sözlü izin verildiğini, tamamen iyi niyetli olarak ve ücret almadan gençlerin folklor oynaması için eserin kullanılmasına izin verdiğini ve kötü niyetle kullanılacağını düşünmediğinden herhangi bir belge ve sözleşme düzenlenmediğini, katıldıkları yarışmalar için müzikte yapılan düzenlemeleri de tamamen iyi niyetle yaptığını ve ücret almadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemeye sunulan video kayıtlarında görünen ve davaya konu olan eser üzerindeki hak sahibinin davalı ... olarak göründüğünü eserin söz müziği ve kaynak kişisi davalı ... olduğunu eser sahibinden gerekli yazılı ve sözlü izinler alınarak eserin kullanıldığını kaldı ki eserin kamu yararına düzenlenen halka açık etkinliklerde hiçbir maddi gelir elde etmek sizin kullanıldığını,davacının anonim bir koreografi kullanıldığını bu nedenle hiç kimsenin bu konuda hak iddia etmesinin söz konusu olamayacağını, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, işbu eserin ilim edebiyat eseri niteliğini taşıdığı, dava konusu koreografinin davacı tarafından sunulan flash bellekte 2009 yılına uzanan kayıtlar dikkate alındığında eser sahipliği sıfatının davacıya ait olduğu kanaatine varıldığı, davalı tarafından sergilenen gösterinin, yapılan şekiller, çizgiler ve bu sahne çalışmaları üzerinde kullanılan dans adım sıralarını ve sayılarınının davacı tarafın kareografisiile çok fazla benzerlik taşıdığı dolayısıyla davalı tarafından yapılan paylaşımların, davacının mali haklarından çoğaltma ve umuma iletim haklarını ihlal ettiği, müzik eseri düzenlemesi tarifi ve dava konusu eser göz önüne alındığında davalı ...'in müzik eserlerinin düzenlemesinin fikri sahibi olduğu; dans koreografisinin kültürel ve sosyal amaçlı festivallerde sergilendiği, davalıların herhangi bir gelir elde etmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabul ile kısmen reddine karar verilmiştir. |
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2022/153 K.2021/267E.
| FSEK md.58 Kapsamında Cayma Hakkı, Edisyon Sözleşmelerinin Mali Hak Devir Sözleşmesi Niteliği | Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında 17.04.2015 tarihinde bir adet edisyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ekinde yer alan eserlerin müvekkili şirket tarafından süresiz olarak devralındığı ve davalıya mali hak bedeli ödendiğini,eserlerin lisanslanmasından kaynaklı ödenecek bedellerin nasıl paylaştırılacağının sözleşmede belirtildiği, davalının sözleşmenin süresiz olduğunu ve bazı sözleşme maddelerinin yerine getirilmediğini iddia ederek ihtarname ile cayma hakkını kullandığını, cayma gerekçesi olarak kendisine ait eserlerin izinsiz kullanımına ilişkin davaların açılmasını müvekkilinden talep ettiğini fakat müvekkilinin söz konusu davaları açmamış olmasını gösterdiği, ayrıca yan ihtarname konusu olarak almış olduğu bedelin rayiç bedelinin çok altında olduğunu gerekçe göstererek mehil verilmeden cayılmasının FSEK 58 ve MK 2. Maddelerine aykırı olduğunu cayma ihbarının usulüne uygun yapılmadığını,davalı ihtarnamede “açıklanan tüm bu sebeplerle ihtar olunan şirkete uygun mehil verilmesi anlamsız olacağından ve müvekkillerin hakları esaslı surette zedelenmeye devam edeceğinden sözleşmelerden caydığımızı ve yetki belgelerini tanımadığımızı” şeklinde cayma hakkını kullandığını, müvekkilinin FSEK usulüne uygun olarak cayma hakkını davalı kullanmadığından öncelikle cayma hakkının usulüne itiraz ettiğini, davalının tekrar cayma ihbarında bulunduğunu, daha sonra ise bu hakkından rücu ettiğini belirttiğini, rücu ettiği ihbarnamesinden de anlaşılacağı üzere FSEK’in eser sahibinin manevi haklarını koruyan maddesini tehdit malzemesi haline getirdiğini, davalı tarafın, müvekkiline ait olan "..." adlı eserin izinsiz kullanıldığını bildirmiş ve bu konuda dava açılmasını davacıdan talep ettiği, ancak, bahsi geçen eserin ... isimli kurumda davalı adına kayıtlı olduğunu ve bu eserin kullanımıyla ilgili cue-sheet (eser bildirim) hazırlanarak yine ... kurumuna gönderildiği, fakat bu bildirimin, eserin gerçek sahibi davalının başvurusu üzerine bloke edildiği, , teknik inceleme sonucu, davalı tarafından kullanılan eserin, müvekkile ait eserle teknik olarak benzemediği ortaya çıkmış, bu nedenlerle, davalının sunduğu belge hukuken yeterli ve güvenilir kabul edilmemekte, dolayısıyla davanın kazanılma olasılığı düşük görülmektedir. Sayılan sebepler çerçevesinde dava açılmaması gerektiği davalıya bildirilmiş,müvekkilinin, davalının eserleri ile ilgili olarak izinsiz kullanımları takip etmediği, birçok davayı kendisinin açmak zorunda kaldığı ile ilgili beyanlarının gerçeklerle örtüşmediğini,davalıya davaya konu edisyon sözleşmesi uyarınca ödeme yapıldığını ayrıca yapılanlisanslamalar kanalıyla telif geliri elde ettiğini, müvekkilinin davalının avans istemlerini de yerine getirdiğini, müvekkiline 9.656,49 TL avans borcu bulunduğunu, neticeten; haksız, yersiz ve kötü niyetle yapılmış olan caymaya karşı süresinde yapılan itirazlarının kabulünü, tazminat haklarını saklı tutarak dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan "Caymaya karşı itiraz" davasının hukuken geçerli bir dava türü olmadığını, itirazlarının kabulü ile dava haklarının saklı tutulmasına ilişkin talepte bulunarak bu hususlarda karar verilmesini talep etme gibi bir hakkının mevcut olmadığını, dava dilekçesinin cayma ihtarının geçersizliğinin tespiti talepli olduğunun görüleceği, dolayısıyla taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından 09.01.2020 tarihinde tebliğ alındığı beyan edilen ihtarnameye ilişkin olarak taraflarına herhangi bir cevabi ihtarname gönderilmediğini, Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 2001/7365 E, 2002/477 K, 25.01.2022 tarihli ilamına bakıldığında, temyiz merciinin MK 2 ye dayanarak cayma hakkının kullanılmasının iptali kararını bozduğunu, edisyon sözleşmesinden kaynaklı anlaştıkları 20.000TL ücret ve davacının %30 pay alması şeklinde yapılan sözleşmenin müvekkilinin bulunduğu zor durumdan faydalandığı gösterdiğini,zira 100'den fazla eseri olan hiçbir eser sahibinin geçmişe dönük olarak haklarını rayiçlerin çok çok altında sembolik bir rakam karşılığında devir işlemini gerçekleştirmeyeceğini, öyle ki sözleşmenin kurulmasında gabin koşullarının dahi mevcut olduğunu, FSEK'in menfaatsizlik oluşturmamak kaydıyla eser sahiplerini zarara uğratacak her türlü maddeyi hükümsüz kıldığını, sözleşme koşullarının müvekkili adına menfaat tehlikesi yaratacak şekilde olması ve uyarlama imkanının bulunmaması sebebiyle sözleşmenin feshedilmesi yoluna gidilmek zorunda kalındığını,eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşmesi durumlarında mehil verilmesi zorunluluğunun aranmadığını, davacının müvekkilinin eserlerinin tanıtımını yapma sorumluluğunda olduğunu fakat tanıtımını yeterli şekilde yapmadığını ve eserlerin kullanım oranının ciddi şekilde azaldığını, müvekkilinin, davacıya haksız kullanımları her seferinde bildirdiğini fakat sözleşmede açık hüküm olmasına rağmen davacının hukuki destek sağlamadığını gerekçeleri gösterilerek davanın reddini talep etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünden ve ilgili noterlerden bilgi - belgeler istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki söz konusu sözleşmenin edisyon sözleşmeşi olduğu aynı zamanda mali hak devir sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ihtimalinde, davalının cayma ihtarının FSEK 58. maddesi kapsamında şekil ve esas şartları yönünden geçerli bir cayma olarak kabul edilmeyeceği, davacının cayma ihtarında ileri sürdüğü gerekçelerin TBK hükümleri çerçevesinde ileri sürülebilecek başka davaların konusu olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, davacı şirket ile davalı ... arasında ... 33. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmeninakdedildiği, davalı tarafından, davacı şirkete 23.12.2019 tarihli cayma ihtarının gönderildiği, ihtarda süre verilmeksizin cayma hakkının kullanıldığının bildirildiği, oysa FSEK 58.maddesi çerçevesinde cayma hakkının geçerli olabilmesi için davacıya bu ihtarda münasip bir süre verip münasip sürede ihtar gerekleri yerine getirilmemesi halinde ikinci ihtar ile cayma hakkının kullanılması gerekeceğinden, ayrıca mehil verilmesini gerektirmeyen bir durumun mevcut olmaması dikkate alındığında cayma hakkının şekil açısından geçersiz olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin edisyon sözleşmesi olup;eser sahibinin eserleri üzerindeki mali hakların edisyon faaliyetine konu edilmesi amacıyla süresiz devralındığı, mali hak devirlerinin süresiz yapılmasının mümkün olduğu bu çerçevede mali hakkın sınırsız süre ile devrinin FSEK 58.maddesi kapsamında caymaya konu olamayacağı ayrıca Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre de cayma hakkı, eser sahibinin sözleşmeye aykırılık veya temerrüt hallerinde sözleşmeyi fesih hakkını ortadan kaldırmayacağı, eserin izinsiz kullanımı nedeniyle hukuki yardımda bulunulmamasının FSEK 58.madde uyarınca bir cayma sebebi olamayacağı, bu hususun ancak Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde genel fesih sebepleri doğrultusunda açılacak başka bir davanın konusu olabileceği,ayrıca telif ücretinin düşüklüğü hususunun da FSEK 58.maddesi kapsamında ileri sürülebilecek bir gerekçe olmayıp, ancak Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde genel fesih sebepleri doğrultusunda açılacak başka bir davanın konusu olabileceği kanaatine varıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar vermiştir. |
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/88 K.2021/21 E. | Film yapımcısının muvafakatinin eser sahibinin iznine ihtiyacı ortadan kaldırmaması | Davacı vekili dilekçesinde; müvekkillerinin ve dava dışı bir senaristin, davalılardan … yapım şirketinin ve diğer davalı olan … isimli TV kanalında yayınlanmış olduğu dizinin senaristliğini üstlendiğini, ancak bu dizi ile ilgili olarak davacı müvekkillerinin maddi ve manevi haklarının müvekkillerine ödenmemiş olduğunu, daha önce de davalılar hakkında müvekkilleri tarafından Fikri ve Sınai haklar Mahkemesinde açtıkları davada 1. Bölüm dışındaki 17 bölüme yönelik davacıların mali ve manevi haklarına tecavüzün tespiti ile vaki tecavüzün men'ine" kararı ile davalıların, müvekkillerine ait esere tecavüz ettiklerinin Mahkeme kararı ile tespit edilmiş olduğunu,müvekkillerinin hak sahibi olduğu belirtmeden ve isimleri yazılmadan 18 bölüm boyunca televizyonda yayınlanmış olması sebebiyle müvekkillerinin manevi haklarına da tecavüz edilmiş olduğunu, bunun da bu karar ile bunun tespit edilmiş olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak FSEK 68 uyarınca rayiç bedelin 3 katını ve FSEK 70 uyarınca her bir müvekkil için ayrı ayrı olmak kaydı ile 30.000,00 TL manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. Davalılardan …TV kanalının vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça …sayılı dosyasının ve gerekçeli kararının dosyaya delil olarak gösterildiğini ancak işbu karara müvekkili kurumca İstinaf yoluna gidilmiş olduğunu ve halen süren bir yargılama olduğu gerekçesiyle davanın derdest olduğunu, diğer davalı aralarında üç adet sözleşmenin imzalanmış olduğunu, bu gerekçe ile husumetin diğer davalı yapım şirketine yöneltilmesi gerektiğini, diğer davalı ile aralarında imzaladıkları sözleşmenin 4/20.maddesinde aynen “Firma, kendisi tarafından sağlanan eser veya eserlerin kendi orijinal eseri olduğunu veya başkasının eseri ise sözleşme amaçları için eserin kullanılabilmesi hususunda gerekli bütün ruhsat, müsaade, lisans vb. izne sahip olduğunu ve sözleşme hususu yapımı, ...'nin izni olmadan hiçbir surette kullanamayacağını kabul ve taahhüt eder” ayrıca sözleşmenin 5.maddesininn 6. Ve 9. Fıkralarından da sorumluluğu olduğunun anlaşıldığını, dava konusu projenin tamamen kendi firmalarınca hazırlandığını, ilgili kişilerin muvafakatlerinin alındığını, gerekli ödemelerin yapıldığını, bu hususlarla ilgili belgelerin dosyaya sunulduğunu, senarist şahıslardan alınmış olan 6 adet muvafakatnamenin de dosyada mevcut olduğunu,davacıların yazmış oldukları senaryodaki pek çok unsurun her dönem dizilerde yer aldığını, senaryoda ayırt edici bir unsurun yer almadığını, ayrıca davacıların birlikte eser sahipliği iddia edildiğinden her biri için ayrı ayrı tazminata hükmedilemeyeceğini, talep edilen bedellerin de fahiş olduğunu beyan etmiş ve davanın reddini talep etmiştir. 25/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu senaryolara kaynak olduğu iddia edilen “..." isimli kitabın şahısların detaylı hayat hikâyelerini içermediği, bir senaryo yazmaya temel oluşturamayacağı,Davalılar ile dava senaristler arasında imzalanmış bir sözleşmeye, davalılar ile dava dışı senaristler arasında arasında yapılmış e-posta yazışmalarına, mesajlaşmalara yapmış oldukları karakter analizlerine dosya Kapsamında rastlanılamadığı, dosya kapsamında incelenmiş olan tüm bilgi ve belgeler toplu halde değerlendirildiğinde söz konusu dizinin hikâyesinin ve karakter analizlerinin davacılar ve dava dışı senaristler tarafından oluşturulmuş olduğu izleniminin oluştuğu, Dosya kapsamında davacılardan alınmış her hangi bir muvafakat nameye rastlanılmadığı, ancak birinci bölümün ödemesinin yapıldığı dekontun sunulduğunu, Yine heyetimiz sektör bilirkişilerine göre, davalılar tarafından davacıların isimlerine jeneriklerde, örneğin, "öykü" ve/veya “proje tasarım" sahibi olarak yer verilebilecekken, incelenen bölüm jeneriklerinde davacıların isimlerine yer verilmemiş olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. 14/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; sektörel olarak ve 2014 yılı piyasa şartlarına göre senarist ücretinin bölüm başı ortalama 2.000 TL - 6.000 TL olarak kabul edilebileceği, davacılardan alınmış bir izine ve/veya mali hak devrine ilişkin muvafakatnamelere dosya kapsamında rastlanılamadığı görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, davalılar ile davalı senaristler arasında imzalanmış bir sözleşmeye, davalılar ile dava dışı senaristler arasında yapılmış e-posta yazışmalarına, mesajlaşmalara, dava dışı yazmış oldukları sinopsislere, tretmanlara, yapmış oldukları karakter analizlerine dosya kapsamında rastlanılamadığı, söz konusu dizinin davalı ve dava dışı senaristlerin oluşturduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamında davacılardan alınmış her hangi bir muvafakatnameye rastlanılmadığı, ancak birinci bölümün ödemesinin yapıldığı,bu bağlamda davacılar ve dava dışı senaristlere toplamda 14.000,00-TL ödenmiş olduğu, ve söz konusu dizinin hala internette yayınlandığı, bilirkişi raporları doğrultusunda davacıların senarist ücreti olarak her bir bölüm başına kişi başı 2.000,00- 6.000,00 TL (arasında bir bedel) talep edebileceğinin öngörüldüğü gerekçeleriyledavanın kabulü ile FSEK m.68 uyarınca bölüm başı 4.000,00 TL olarak tespit ve takdir edilen rayiç bedele göre 16 bölüm için hesaplanan 64.000,00 TL'nin takdiren üç katı oranındaki 192.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte, ayrıca FSEK 15’teki adın belirtilmesini isteme hakkı ihlal edilmiş olacağından davacıların manevi tazminat talebin haklı olduğu bu sebeple her davacı için ayrı ayrı 20.000,00TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. |
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
| 2023/54 K. 2021/121E.
| Bilgisayar programının izinsiz kullanımında 3 kat tazminat talebi (FSEK m.68) | Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin global ölçekli bilgisayar programı üreticisi olduğunu, üretilen bilgisayar programında güçlü resim tasarım paylaşımı ve reklamcılık için kullanılan mimari tasarım, çizim, görselleştirme, görüntüleme ve düzenleme programı yapılabildiği, müvekkilinin bu programda telif hakkına sahip olduğunu, 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tespit talebinde bulundukları, bu talep doğrultusunda yapılan keşif ile davalı şirkete ait bilgisayarlarda müvekkiline ait 4 yazılımın kurulu ve çalışır 1 yazılımın ise sadece kurulu vaziyette bulunduğunun tespit edildiğini, davalıya tespitten sonra sulh için teklifte bulunulduğunu ancak uzlaşamadıklarını, şimdilik 58.440 TL olarak açılan belirsiz alacak davalarının kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin, İstanbul’un belli başlı mimarlık şirketlerinden biri olduğunu, birçok stajyer ve mimarlık bölümü öğrencilerinin de müvekkili şirkete gelerek şirket bilgisayarlarını kullandıklarını, yapılan suçlamaları kabul etmediklerini aksi halde dahi bilgisayarları kullanan stajyer veya mimarlık öğrencilerin müvekkil şirketin bilgisi dahilinde olmadan ihlali gerçekleştirmiş olabileceklerini bu hususun değerlendirilmeden sadece yapılan tespit ile müvekkili şirket ve yetkililerinin suçlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde bahsedilen programların müvekkili şirket bilgisayarlarında bulunduğunu belirtir bilirkişi tespit tutanağının eksik araştırmaya ve incelemeye dayalı olup taraflarınca hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, çalışır programların zaten eski sürüm olduğunu bu programlar ile kazanç sağlam amaçlarının olduğunun göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin işlerinde kullanılmak üzere 5 adet lisanslı programları satın aldığını, açıkladıklarını sebeplerle haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, davacıya ait bilgisayar programının, ilim ve edebiyat eseri çeşitleri arasında eser niteliğinde olduğu ve koruma kapsamında bulunduğu Sunulan bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporlarından: Dava konusu eser niteliğindeki yazılımın hak sahibinin davacı olduğu,FSEK 22/1.maddesi gereği Kopyalamanın hangi araçlar ile yapıldığı veya sayısı farklılık yaratmaksızın çoğaltma sayılacağı,Programın yüklenmesi de bu kapsam dahilinde olduğu, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde;lisans almaksızın davacının eser ve hak sahibi olduğu yazılım programını, işyerindeki bilgisayarına izinsiz yüklemesinin mali haklardan çoğaltma hakkının ihlali anlamına geldiği kanaatine varıldığı, FSEK 68. maddesine göre dava konusu ürünler için 197.551,08 TL tazminat hesap edildiği, davacının talebinin tespit olunan miktarın altında kaldığı anlaşıldığından, taleple bağlı kalınarak asıl ve birleşen davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 130.000 TL telif tazminatının kabulüne karar verilmiştir. |
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/55 K. 2022/218 E.
| Elektronik ortamda umuma iletim hakkının izinsiz kullanımı nedeniyle telif tazminatı talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisinin ünlü bir grafik tasarımcı ve karikatürist olduğunu, çizdiği karikatürleri kendisine ait kişisel web sitesinde portfolyo olarak 2006 yılından beri yayınladığını, dava konusu karikatür eserini 1987 yılında çizdiğini, davalı tarafın müvekkilinden izinsiz olarak müvekkiline ait karikatürünü kendi internet sitesinde yayınladığını, bu nedenlerle mali hakların ihlali sebebiyle FSEK m.68 uyarınca daha sonra 3 kat arttırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın 21/03/2018 haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etrmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat talebinin koşullarının oluşmadığını, dava konusu karikatürü üzerinde telif hakkı sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiğini, dava konusu karikatürün murisin internet sitesi üzerinden paylaşılmış ve herkesin erişimine açık aleni bir karikatür olduğunu,müvekkili şirketin dava konusu karikatürün davacının murisine ait olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraf vekillerince deliller sunulduktan ve resen celp edilen deliller de sunulduktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu rapora göre; davacı murise ait internet adresindedava konusu karikatür görselinin 2011 yılından bu yana yayınlandığını, www.....com alan adının davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının internet sitesinde yapılan incelemede davacı murisine ait karikatür görselinin kullanıldığının tespit edildiğini, davalı internet sitesinin 14/11/2006 tarihinde tescil edildiğini, davalı adına kayıtlı olduğunu, davaya konu ürünün FSEK çerçevesinde eser olarak korunma koşullarını taşıdığını ve güzel sanat eseri kategorisinde değerlendirileceğini, söz konusu eserin davalı web sitesine yüklenerek çoğaltılmasının ve ayrıca yayma hakkının ihlalinden çok buradan internete tekrar açılması yoluyla umuma iletim hakkının ihlal edildiğini, FSEK m.68 çerçevesindetaraflar arasında ilgili kullanımın yasal bir temelde gerçekleşmesi varsayımında ödenmesi gereken lisans bedelinin esas alınarak ödenmesi gereken bedel 5.000,00 TL hesaplanmıştır yönünde görüş bildirmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda,mirasçı olan davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya15.000,00 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir. |
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ | 2023/30 K. 2021/232 E. | Fotoğrafın izinsiz kullanımından doğan telif/haksız rekabet kaynaklı alacak için icra takibi | Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait görüntüleri, müvekkilinin izni, bilgisi ve onayı olmaksızın kendisine ait televizyon kanalında kullandığını, bedeli olarak davalıya 5 adet fatura tanzim ettiğini,davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmamasının akabinde davalıya noterlik vasıtasıyla ihtarname gönderildiğini, davalının bu ihtarnameyi cevapsız bırakması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak süreci uzatmak amacı iledavacının alacaklarına itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilerek, icra takibinin devamına, davalı/borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine ve ayrıca kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin bazı magazin programlarının yayınlandığı bir televizyon kanalının yayıncı kuruluşu olduğunu, görüntü ve müzik seçimi başta olmak üzere diğer bütün kullanımların yapımcının sorumluluğu altında olduğunu, faturalara konu görsellerin ilgili programlarda kullanıldığının tespiti sonucu eser kapsamında değerlendirilmesi ve telif ücreti belirlenmesi durumunda sözleşme kapsamında tüm sorumluluğun yapımcıya ait olacağını, kullanıldığı iddia edilen görüntülerin ayrıca eser kapsamında değerlendirilemeyeceği, söz konusu görüntüler için talep edilen bedelin fahiş olduğunu, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamak için yeterli olmadığını savunarak, davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İhbar edilen Yapımcı şirketin vekili dilekçesinde; görüntülerin yayınlandığı magazin programlarında kamuoyunun dikkatini çeken güncel haberler ve ünlü şahsiyetler ya da medya tarafından tanınan kişiler hakkında basında yer alan magazin olaylarının tartışıldığını, bu bakımdan bu tür programlarda kullanılan görüntülerin diğerlerinden farklı, gözle görülen ve aklıda kalan estetik unsurları taşıyan ve bedii vasfı bulunan görüntüler olmadığını, yalnızca faturaların tanzim edilmiş olmasının, taraflar arasında borç ilişkinin var olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacının talep ettiği miktarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davaya ilişkin alınan bilirkişi raporuna göre; dava konusu faturalara ilişkin görüntülerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple bu görüntülerin FSEK’teki eser korumasından faydalanamayacağı, dosyada sunulan belgelere göre davacının bu fotoğrafların sahibi ve hak takip yetkisine sahip olduğunun belgelenemediği, davalı tarafın kendi ticari defter-kayıtlarındaki hesaba göre dava tarihi itibariyle davacı tarafa cari hesap nezdinde borcunun görünmediği, Mahkeme tarafından, davacı tarafa ait olduğu iddia edilen ve davalı tarafından
yayınlanan görüntülerin, görüşler doğrultusunda eser niteliğinde olmadığına karar verilmesi
halinde, piyasa koşullarına göre davacı tarafın talep edebileceği ücretin 60.000,00 TL. olarak
kabul edilebileceği, eğer eser olarak kabul edilirse de davacının talep ettiği 117.000,00 TL’nin yerinde olduğu ve talep edilen fer’i borçların da yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflarca edilen itirazlar sonucu alınan ek bilirkişi raporunda ise; görüntülerin eser vasfını haiz olmadıkları yönündeki kanatlerinin halen geçerli olduğunu ve bunun aksine kanaat getirecek bir hususa rastlanmadığını,kök raporda tespit edilen rayiç bedelin, görüntüleri kullanılan insanların popülaritesi, programın izlenirliği, yayınlayan kanalın ulusal olması, eser olarak
nitelendirilmese de bu görüntülerin elde edilmesi için harcanan emek zaman ve para göz
önünde alındığında hakkaniyete ve sektörel teamüllere uygun olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, dava konusu altı adet görüntü kaydının FSEK anlamında eser vasfında olmadığı, bu nedenle FSEK koruması altında olmayıp TTK'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin koruması kapsamında olduğu, Bu görüntülerin davalı şirketin sorumluluğunda olan televizyon kanalında yayınlandığı, internet sitesinin künyesi internet ortamında incelendiğinde imtiyaz sahibinin davacı şirket olduğu, Davacı vekili bu görüntüler nedeniyle davacı tarafça kesilen faturalara dayanmış ise de, taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından ve bu faturalara davalı taraf itiraz ettiğinden alacak miktarı yönünden faturalara itibar edilmediği, Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere haksız rekabet hükümlerince her bir görüntü için 10.000,00TL olmak üzere 6 görüntü bakımından 60.000,00 TL takip tarihine kadar bu tutara işlemiş faiz 2.958,90 TL olmak üzere toplam 62.958,90 TL alacak yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçeleriyle dava kısmen kabul ve kısmen reddedilmiştir. |
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar
Hukuk Mahkemesi | 2024/210 K. 2022/32 E. | Karikatür Eserinin İzinsiz Kullanımına
Dayalı FSEK 68 Uyarınca Maddi Tazminat Talebi | Davacı vekili, müvekkilinin Grafik
Sanatlar eğitimi aldığı, profesyonel olarak çalıştığı, ulusal‑uluslararası
ödüller kazandığı, eserlerini web sitesinde portfolyo olarak yayımladığını, dava
konusu karikatürün 1987 tarihli olduğu, FSEK 4/7 kapsamında karikatür eseri
niteliği taşıdığı; davalının bu eseri, telif hakkı sözleşmesi yapılmadan, ad
belirtmeden, izinsiz olarak çoğaltıp umuma ilettiği, bu suretle FSEK’in isim
belirtme, çoğaltma ve yayma hükümlerine aykırı davrandığı iddia ederek FSEK 68. madde gereğince asgari 5.000 TL
maddi tazminat talep etmiştir. Davalı vekili karşı açıklamasında;
müvekkilinin psikolog olduğunu ve paylaşımların tamamının bilgilendirme
amaçlı yapıldığını, karikatürün de imzalı olduğu gerekçesiyle isim belirtme
hakkı ihlalinin söz konusu olmadı iddiasıyla davanın reddini talep etmiştir. 15/03/2023 tarihli Bilirkişi raporunda,
Dava konusu karikatürün 2011’dan
itibaren yayında olduğu, alan adının 2006’da tescil edildiği, davalının
izinsiz kullanım yaptığı, eserin karikatür niteliğinde olduğu, izinsiz
kullanım nedeniyle FSEK 68. madde kapsamına girdiği, rayiç bedelin 5.000 TL
olduğu, üç katına kadar artırılabileceği, 17/02/2024 tarihli Bilirkişi
raporunda ise, Karikatürün yayında olduğu, site sahibinin gizli tutulduğu,
ancak “Hakkımızda” sayfasında davalının “Kurucu Ortak” olarak belirtildiği,
site içindeki yayının yayından kaldırıldığı, davalının içerik sağlayıcılardan
biri olduğuna kanaat getirildiği ifade edilmiştir. Mahkeme incelemesi sonucunda, eser
niteliğinin varlığı itibariyle izinsiz kullanım yapıldığı, isim belirtme
hakkının ihlal ve mali haklara tecavüz edildiği, site sahibinin davalı olduğu gerekçeleriyle
davanın kabulüne ve 15.000 TL
tazminatın , 18/02/2022’den itibaren faiziyle birlikte davalıdan alınarak
davacıya ödenmesine karar vermiştir. 28/11/2024 |
İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2021/202K. 2024/ 241E. | Fonogram Yapımcısı-Hakların Devri
Halinde Tasarruf Yetkisinin Kalmaması | Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan dava
dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde faaliyet
gösteren ve fonogram yapımcılığı alanında uzun süredir profesyonel olarak
hizmet sunan bir yapım şirketi olduğu, bu çerçevede davacının Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında korunan çok sayıda müzik eserine ilişkin
fonogram yapımcısı sıfatını noter huzurunda düzenlenmiş devir sözleşmeleri
yoluyla geçerli şekilde iktisap ettiği, söz konusu hakların Kültür ve Turizm
Bakanlığı nezdinde usulüne uygun biçimde tescil ettirildiği ve davacı adına
kayıt altına alındığı ileri sürülmüştür. Eser üzerindeki mali hakların
müvekkiline ait olduğunun tespiti, tecavüzün meni, ref’i ve maddi tazminat
talebiyle dava açmıştır. Davalı taraf ise sunduğu cevap
dilekçesinde; dava konusu fonogramların bir kısmına ilişkin hakların yine
noter huzurunda düzenlenmiş devir sözleşmeleri ile müvekkili tarafından da
iktisap edildiğini, Kültür Bakanlığı nezdinde yapılan tescil işlemlerinin de
mevcut olduğunu ve bu işlemlerin hukuka uygun şekilde gerçekleştiğini
savunmuştur. Ayrıca davacının kötü niyetli olarak yargı yoluna başvurduğunu,
hak sahipliğinin tartışmalı olduğunu, eserler üzerindeki hakların kimde
olduğu hususunun bu haliyle sübuta ermediğini öne sürerek, davanın tümden
reddini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda, davacının noter
onaylı devir sözleşmeleriyle iktisap ettiği fonogram yapımcısı haklarının
öncelikli ve geçerli olduğu, zira aynı hakların daha sonra davalıya
devredildiği iddia edilen sözleşmelerin hukuki olarak geçersiz olduğu, aynı
hakkın ikinci kez devredilemeyeceği, eser
sahibi yahut ilk hak sahibi tarafından davacıya yapılan devir işleminden
sonra aynı eserlere ilişkin olarak düzenlenen sonraki devir sözleşmelerinin
butlanla malul olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca bilirkişiler, davalı tarafın
izinsiz kullanımına konu fonogramların yayım, iletim, çoğaltma ve kamuya
iletim gibi mali haklarının FSEK m. 22-25 hükümlerini ihlal edecek şekilde
kullanıldığını ve bu kullanımın tecavüz niteliği taşıdığını tespit etmiştir.
Bunun yanı sıra, davacının zararına ilişkin hesaplama yapılabilmesi için,
davalının dijital mecralardan elde ettiği gelirleri ve faturalandırmalarına
dair belgelerin temini gerektiği, aksi takdirde zararın
somutlaştırılamayacağı yönünde görüş beyan edilmiştir. Yargılamanın ilerleyen safhalarında,
davacı vekili tarafından Mahkeme’ye sunulan dilekçe ile bazı taleplerden
feragat edilerek, belirli fonogramlar yönünden mali hak sahipliğinin tespiti
ve bu fonogramlara ilişkin olarak davalı tarafından sunulan devir
sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün (iptalinin) tespiti taleplerinin devam ettiğini
belirtmiştir. Mahkeme incelemesi sonucunda davacı
tarafından hak sahipliği ispatlanan fonogramlara ilişkin çoğaltma, yayma ve
iletim haklarının FSEK hükümleri gereğince davacıya ait olduğu, bu
fonogramlara ilişkin olarak davalı şirketin sunduğu devir sözleşmelerinin
daha önce geçerli bir devrin varlığı nedeniyle hükümsüz ve geçersiz olduğu,
ancak eser işletme belgelerinin iptali isteminin, Kültür Bakanlığı nezdinde
yürütülen idari bir süreç olduğu, bu işlemlerin doğrudan mahkeme kararı ile
ortadan kaldırılmasının mevcut yargılamanın sınırlarını aşacağı gerekçesiyle
reddedilmesi kanaatine varıldığı gerekçeleriyle davayı kısmen kabul ve kısmen
red suretiyle yargılama giderlerinin ve vekâlet
ücretlerinin HMK m. 326 gereğince paylaştırılmasına karar vermiştir. |
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar
Hukuk Mahkemesi | 2024/ 244 K. 2024/197 E. | Dava Şartı Arabuluculuk | Tarafın işbu dava açıldıktan sonra arabuluculuğa
başvurduğu, dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun dava
şartı eksikliğini tamamlamasının kanunun açık metnine aykırı olduğu,
arabuluculuk dava şartının sonradan giderilebilir bir dava şartı olmadığı
kanaatine varılmakla; dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar
verilmiştir. |
İstanbul
1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesi |
2024/309
K.
2024/283 E. | Görev-Manken/Model Menajerlik
Sözleşmesinin FSEK’e İlişkin Olmadığı | Davacı vekili, taraflar arasında
19.10.2022 tarihinde imzalanan modellik sözleşmesine aykırı davranıldığını,
davalı modelin sözleşme süresi sona ermeden başka ajanslarla çalıştığını, bu
nedenle sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ve müvekkilinin cezai şart
ile maddi tazminat talep hakkı doğduğunu ileri sürerek, söz konusu bedellerin
tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirmede,
taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti itibarıyla bir menajerlik sözleşmesi
niteliği taşıdığı, bu nedenle uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu hükümleri
çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu (FSEK) kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı tespit
edilmiştir. Bu doğrultuda, davanın Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesinde değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk
Mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve dava, HMK m.114/1-c ve
115/2 hükümleri uyarınca görev yönünden usulden reddedilmiştir. Mahkeme, karar kesinleştiğinde veya
istinaf başvurusu sonucunda ret kararı kesinleştiğinde, talep halinde
dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine
hükmetmiş; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin esas mahkemede
değerlendirilmesine karar vermiştir.
|
İstanbul
2. Asliye Ticaret Mahkemesi | 2024/854
K. 2024/542 E. | Lisans Bedelinin İlamsız İcra ile
Takibi | Davacı vekili, taraflar arasında
01.01.2021 tarihinde imzalanan lisans sözleşmesine dayanarak davalı şirket
nezdinde yürütülen dijital müzik hizmeti kapsamında düzenlenen fatura
bedellerinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine haksız şekilde
yapılan itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına
hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle yetkisizlik
ve görev itirazında bulunarak; icra takibinin yetkisiz icra dairesinde
başlatıldığını, hizmet alacağının varlığının ispatlanmadığını, fatura
alacağının likit olmadığını ve davacının icra inkar tazminatı talebinin
yerinde olmadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;
uyuşmazlığın, lisans sözleşmesine dayalı olarak dijital müzik listelerinin
umuma iletimi ve temsiline ilişkin olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu’nun (FSEK) 24. ve 25. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi
gerektiği, bu bağlamda uyuşmazlığın FSEK m.76 gereği özel görevli mahkeme
olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği tespit
edilmiştir. Bu nedenle HMK m.114/1-c ve 115/2
hükümleri gereğince görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın
usulden reddine karar verilmiştir. Ayrıca, HMK m.20 gereği davacı tarafın
kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde başvuruda
bulunması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderileceği, aksi halde
davanın açılmamış sayılacağı belirtilmiştir. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti
hususlarının ise görevli mahkemece değerlendirileceği hüküm altına
alınmıştır. |
İstanbul
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/225
K. 2023/24 E. | İcranın Dijital İletimi Hakkının
2001’de Yürürlüğe Girmesi-Önceki Tarihli Sözleşmenin Bunu İçeremeyeceği (FSEK
m.51) | Davacı vekili, müvekkilinin
Türkiye’nin tanınmış sanatçılarından biri olduğunu, dava konusu albüm ve
içeriğindeki eserler üzerinde icracı sanatçı ve eser sahibi sıfatıyla hak
sahibi olduğunu, bu eserlerin dijital müzik platformlarında umuma iletimi
konusunda davalıya herhangi bir izin verilmediğini, dolayısıyla davalının bu
platformlarda müvekkile ait eserlere yönelik gerçekleştirdiği kullanımın
hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür. Davalının izinsiz
kullanımının müvekkilinin haklarına ağır ve telafisi imkânsız zararlar
verdiği belirtilmiş; bu nedenle, söz konusu albüm ile albümdeki tüm eserlerin
dijital platformlarda umuma iletiminin tedbiren ve teminatsız olarak
durdurulmasına, hak ihlalinin tespitine, tecavüzün önlenmesine ve ref’ine
karar verilmesi ile dijital platformlarda yayınlanmasının yasaklanmasına ve
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar
verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili, davacının dava konusu
müzik eserlerinde besteci veya söz yazarı sıfatıyla eser sahibi olmadığını,
sadece eserleri seslendiren icracı sanatçı olduğunu, bu nedenle FSEK m.80/1
gereğince icracı sanatçı haklarına dayanabilmesi için eser sahiplerinden
usule uygun izin almış olması gerektiğini belirtmiştir. Davacının bu izinlere
sahip olup olmadığının tespiti davanın esasına geçilmeden önce çözülmesi
gereken bir ön sorun olarak ileri sürülmüştür. Ayrıca davacının, üyesi olduğu
meslek birliğine tam ruhsatla haklarını devrettiği, bu nedenle dava açma yetkisinin
münhasıran meslek birliğine ait olduğu, davacının bu yetkiye sahip olmadığı
savunulmuştur. Öte yandan müvekkilinin dava konusu eserler üzerinde fonogram
yapımcısı sıfatıyla hak sahibi olduğu, söz konusu albümlerin tüm haklarıyla
birlikte noter onaylı satış sözleşmeleriyle davalıya devredildiği ifade
edilmiştir. Tüm bu gerekçelerle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi ve
davanın tümden reddi ile sanatçının meslek birliğine üyeliği ve yetki
belgesinin örneğinin temini için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, ayrıca
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar
verilmesi talep edilmiştir. 26.06.2024 tarihli bilirkişi
raporunda; dosyada yer alan 1996 tarihli Eser İşletme Belgeleri incelenmiş ve
bu belgelerde ilgili eserler yönünden fonogram yapımcısı olarak dava dışı …
LTD. ŞTİ.’nin, icracı sanatçı olarak ise davacının yer aldığı tespit
edilmiştir. Bilirkişiler, işletme belgelerinin doğrudan hak sahipliği
yaratmadığını, ancak hak sahipliği yönünde bir karine oluşturduğunu, bu
karinenin ise çürütülebileceğini belirtmişlerdir. Dosya kapsamındaki belgeler
ve dürüstlük kuralı çerçevesinde davacının icracı sanatçı sıfatının kabul
edilmesi gerektiği, aksi yöndeki ispat yükünün davalıda olduğu ifade
edilmiştir. Davalının, davacının meslek birliğine
yetki verdiği gerekçesiyle münhasır dava hakkının sadece meslek birliğine ait
olduğu yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Bilirkişilere göre lisans
hakkı nisbi niteliktedir; bu nedenle, lisans hakkı ihlal edildiğinde lisans
verenin, lisans alanın hakkını korumak adına dava açma yükümlülüğü doğar.
Dolayısıyla icracı sanatçının mali haklarının ihlali halinde doğrudan dava
açabileceği kanaatine varılmıştır. Dava dışı fonogram yapımcısı tarafından
davalıya devredilen hakların kapsamı değerlendirilmiş; 2006 tarihli satış
sözleşmesinden önceki döneme ait dijital yolla umuma iletim hakkının
devredilmediği, çünkü davacı ile fonogram yapımcısı arasında imzalanan
muvafakatnamelerin dijital iletim hakkını kapsamadığı tespit edilmiştir. Davacının
2023 yılında meslek birliği …’e verdiği yetki belgesi çerçevesinde, bu birlik
dijital platformlarla lisans sözleşmeleri yapmış olsa da, devren iktisap
gerçekleştiren üçüncü kişilere dava konusu eser sahiplerince açıkça izin
verildiğine dair belgelere dosyada yer verilmediği vurgulanmıştır. Fonogram yapımcısı, icracı sanatçının
izniyle oluşturulan ses kayıtlarının çoğaltılması, dağıtılması, kiralanması
ve yayınlanması gibi haklara sahip kişidir. Ancak bu haklar, eser sahibi ve
icracı sanatçının manevi ve maddi haklarını etkilemez veya sınırlandırmaz.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 80. maddesi uyarınca,
fonogram yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları
devraldıktan sonra bu hakları kullanabilir. FSEK hükümlerine göre, mali hakların
devri iki şekilde gerçekleşir: • Aslen iktisap: Eser sahibi veya
mirasçısından doğrudan hakların devralınmasıdır. • Devren iktisap: Aslen iktisap edenin
haklarını başkasına devretmesidir. Devren iktisap yazılı izinle yapılmalıdır;
aksi halde geçersizdir. İcracı sanatçı ise, gerçek kişilerden
oluşur ve bir eseri özgün şekilde yorumlayarak icra eden kişidir. Tüzel
kişiler icracı sanatçı olamaz. İcranın özgün olması, eser sahibinin izniyle
yapılması zorunludur. Amatör icralar veya teknik destek veren kişiler icracı
sanatçı sayılmaz. İcracı sanatçının, eseri özgün şekilde ve eser sahibinin
izniyle icra etmesi gerekir. Yargıtay kararına göre, icracı
sanatçı; eser sahibi tarafından yaratılan eseri kendi sanatçı becerisiyle
yorumlayıp üçüncü kişilere aktaran, eser sahibi ile eser kullanıcıları
arasında aracı konumundadır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu’nun (FSEK) 80. maddesine göre, icracı sanatçı, icrasının tespiti,
çoğaltılması, kiralanması, yayılması, radyo-TV, uydu, kablo gibi yayın
araçlarıyla yayınlanması ve dijital ortamda umuma iletimi gibi haklar
üzerinde yetki sahibidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bedel
karşılığında sözleşmeyle yapımcıya devredebilirler. Fonogram yapımcısı, icra edilen
sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişidir ve mali hakları eser
sahibi ile icracı sanatçıdan kullanma yetkisini devraldıktan sonra
kullanabilir. 2001 yılında yapılan yasal değişiklikle dijital ortamda umuma
iletim hakkı açıkça düzenlenmiş ve eser sahiplerine bu yeni hak tanınmıştır. Dosya kapsamındaki albümler ve icralar
için düzenlenen eser işletme belgeleri ve muvafakatnamelerde, davacının
icracı sanatçı olduğu, mali haklarını süresiz olarak dava dışı fonogram
yapımcısı … Ltd. Şti.’ye devrettiği tespit edilmiştir. Bu devirler FSEK’in
yazılı devir şartlarına uygundur.Ancak, dijital umuma iletim hakkı 2001’de
mevzuata eklenmiş olup, muvafakatnamelerin düzenlenme tarihi bu tarihten
öncedir. Bu nedenle dijital ortamda
umuma iletim hakkının önceki tarihlerde yapılan muvafakatnamelerle
devredildiğine ilişkin hükümler geçersiz sayılmıştır. Davalı taraf dijital
iletim hakkını meslek birliği aracılığıyla kullanmaya çalışsa da, yetki
belgesinde yapımcıların icracı sanatçıdan yazılı izin alma zorunluluğu devam
ettiği için bu yetki davalı yönünden geçerli görülmemiştir. Sonuç olarak, davalının dijital müzik
platformlarında dava konusu icraları izinsiz kullanması, davacının FSEK’den
doğan mali haklarına tecavüz teşkil eder. Bu nedenle davanın kabulüyle
davalının bu kullanımının durdurulmasına ve yasaklanmasına karar verilmiştir. |
İstanbul3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/217
K. 2021/177 E. | Senaryo Yazımına İlişkin Eser
Sahipliğinin Tespiti | Davacı, taraflar arasında eser
sözleşmesi bulunduğunu ve bir dizinin senaryosunun yazım işini üstlendiğini,
ancak çekimlerin durdurulduğunun kendisine bildirilmediğini ve 1,5 aylık
çalışması karşılığı 22.500,00 TL alacağının ödenmediğini ileri sürerek bu
bedelin tahsilini talep etmiştir. Davalı ise, davacının senaryo yazmadığını,
sadece senaryo ekibince hazırlanan ürünleri diyalog haline getirdiğini ve
taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca,
davanın görevli mahkemede görülmediği gerekçesiyle reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı eser
sözleşmesi hükümlerine dayandırarak görevsizlik kararı vermiştir. Ancak
İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın 5846 sayılı FSEK kapsamında
olduğuna ve görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna
hükmetmiş, bu doğrultuda dosya görevsizlik kararıyla mahkemeye
gönderilmiştir. Davalı taraf, zamanaşımı def’inde
bulunmuş ancak FSEK kapsamında özel bir zamanaşımı düzenlemesi bulunmadığı
için Türk Borçlar Kanunu’na başvurulmuş, TBK m.146 gereği alacağın 10 yıllık
zamanaşımına tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığı
tespit edilmiştir. Deliller kapsamında davacı taraf;
senaryo metinleri, yazışmalar, noter ihtarnameleri, tanık beyanları, YouTube
görselleri ve emsal ücret araştırmalarına dayanmıştır. Davalı taraf da çeşitli
noter ihtarnameleri, sosyal medya ve e-posta yazışmaları, senaryo metinleri
ve yayınlanmış dizi bölümlerine dayanmıştır. Mahkeme, bilirkişilerin raporları
doğrultusunda, dava konusu senaryonun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu (FSEK) kapsamında fikir ve sanat eseri niteliğinde olduğunu kabul
etmiştir. Davacının dizinin belirli bölümlerinde senarist olarak çalıştığı,
bazı bölümlerde ise hak sahibi olup olmadığının jenerik bilgilerinin eksik
olması nedeniyle kesinleştirilemediği belirtilmiştir. Mahkeme, davaya konu dizinin sinema
eseri niteliğinde olduğunu, davacının da eser sahibi ya da bağlantılı hak
sahibi olduğunun tespit edildiğini ifade etmiştir. Davalının, davacının
sadece ufak tefek düzeltmeler yaptığını iddia etmesine rağmen, bilirkişi
raporu ve tanık beyanları ile davacının isminin dizinin bazı bölümlerinde
jenerikte geçtiği doğrulanmıştır. Sonuç olarak, mahkeme davacının eser
sahibi olarak hak talep etme hakkını kabul etmiş, tarafların sunduğu deliller
doğrultusunda alacak miktarının tespiti için bilirkişi raporuna itibar
edilmiştir. Davanın devamında, davacının senaryo
yazdığı bölümler için talep ettiği alacak miktarının tespitine geçilmiştir.
Dosyada bulunan deliller ve bilirkişi raporları detaylı incelenmiş, bilirkişi
heyetinin teknik ve sektörel uzmanlığıyla hazırladığı raporların hükme esas
alınabilir olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme
bulunmamakla birlikte, tanık beyanları ve meslek birliklerinin ücret
bilgileri dikkate alınmıştır. Ortak tanık program koordinatörü, bölüm başına
15.000 TL’lik ücretin uygun olduğunu belirtmiştir. Davacının isminin dizinin
toplamda 8 bölümünün jeneriğinde yer aldığı ve aylık 15.000 TL ücret
karşılığı 1,5 aylık çalışması için 22.500 TL talep ettiği saptanmıştır. 2017 yılı Ağustos ayı enflasyon
verileri ve meslek birliklerinin ücret bilgileri göz önüne alınarak,
bilirkişi raporları doğrultusunda talep edilen tutarın sektör şartlarına
uygun olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, davanın kabulüne, davacının
talep ettiği 22.500 TL alacağın 16/11/2017 tarihinden itibaren avans faizi
ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar vermiştir.
|
İstanbul
4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/204
K. 2021/327 E. | İzinsiz Kullanılan Grafik
İllüstrasyonlar Nedeniyle Tazminat Talebi | Davacı, 118 adet grafik illüstrasyonun
sahibi olduğunu, bu eserlerin davalı tarafından izinsiz şekilde çoğaltılarak
ve ticari amaçla sosyal medyada satılarak kullanıldığını, böylece FSEK m.22,
23 ve 68 kapsamındaki mali haklarının ve m.16 kapsamında manevi haklarının
ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Davalı, yetki itirazında bulunmuş;
ayrıca zamanaşımı defi ileri sürmüş ve eserlerin davacıya ait olmadığını,
farklılıklar içerdiğini, ticari kazanç sağlanmadığını iddia etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan inceleme
sonucunda, davaya konu eserlerin FSEK m.4 kapsamında grafik/güzel sanat eseri
olduğu, davacının eser sahibi olduğu, eserlerin
izinsiz olarak çoğaltıldığı, yayıldığı, değiştirildiği ve mali ile manevi
haklara tecavüz edildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile davalıdan 885.000
TL maddi tazminat (faiz: 12.07.2024’ten itibaren),30.000 TL manevi tazminat
(faiz: aynı tarihten itibaren) alınarak davacıya ödenmesine karar
verilmiştir. |
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar
Hukuk Mahkemesi | 2024/175
K. 2021/308 E. | Tarife Lisans Bedelinin İlamsız İcrası | Davacı Meslek Birliği, davalı şirket
ile imzaladığı lisans sözleşmesine dayalı olarak 2016 ve 2017 yıllarına ait
lisans bedellerinin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatmış; davalı
şirketin bu takibe yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri
sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep
etmiştir. Davalı taraf, sözleşmenin 31.12.2015
tarihi itibariyle sona erdiğini, bu tarihten sonra lisanslı müzik yayını
yapılmadığını, hizmet alınmadığını ve bu nedenle borç doğmadığını savunmuş;
birçok ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini ve faturaları iade ettiğini
belirtmiştir. Bilirkişi raporları, sözleşmenin
taraflarca feshedilmesine ilişkin açık bir bildirim yapılmadığını, ancak
davalı tarafından gönderilen ihtarnameler ve faturaların iadesi gibi
davranışların zımni fesih olarak değerlendirilebileceğini, bu durumda
yalnızca 2016 ve 2017 yıllarına ait lisans bedellerinin talep edilebileceğini
ortaya koymuştur. Mahkeme tarafından yapılan inceleme
sonucunda sözleşmenin 31.12.2017 tarihi
itibariyle sona erdiğine, bu nedenle yalnızca 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin
lisans bedellerinin istenebileceğine, takibe konu toplam bedelin 26.775,01 TL
olduğu; ancak bu tutarın yalnızca 18.461,81 TL’lik kısmının (11.684,18 TL ana
para + 6.777,63 TL faiz) haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,
itirazın kısmen iptaline, takibin 18.461,81 TL üzerinden devamına,dava
yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
|
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/237
K. 2023/180 E. | Tarife Lisans Bedelinin İlamsız İcrası | Davacı meslek birliği, üyelerinden
aldığı yetkiye dayanarak, davalının işlettiği mekânda üyelerine ait
fonogramların (ses kayıtlarının) izinsiz olarak kamuya iletildiğini
belirterek, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan
mali haklara dayanarak lisans bedeli alacağına ilişkin ilamsız icra takibi
başlatmıştır. Davalı, takibe süresinde itiraz ederek borca ve faize itiraz
etmiştir. Davacı, takibe yapılan itirazın haksız
olduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamına karar verilmesini ve
yüzde 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan incelemede davacı ile eser sahibi arasında geçerli bir
lisans sözleşmesi bulunduğu, davacının yetkili bir meslek birliği olduğu, davalının
işletmesinde, söz konusu eserlerin kamuya iletildiği, bu nedenle lisans
alınması gerektiği tespit edilmiş, Mahkeme, davalının itirazının haksız
olduğuna, davacının alacaklı olduğu miktarın sabit bulunduğuna kanaat
getirerek: İtirazın iptali ile takibin devamı ve
yüzde 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilmesine karar
vermiştir.
|
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar
Hukuk Mahkemesi | 2024/159
K. 2021/214 E. | İşleme Hakkının Kullanımının Eserde
Tahrifat Düzeyine Çıktığı İddiası | Davacı ile eser sahibi arasında
imzalanan sözleşme uyarınca, söz konusu eserin mali haklarının (işleme,
çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim hakları) ve manevi haklarının (adın
belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasına rıza gösterme gibi) davacıya
devredildiği; buna karşın davalı tarafın davaya konu müzik eserini izinsiz ve
hukuka aykırı şekilde işleyerek kısalttığı, yeniden düzenlediği ve başka bir
adla yayımladığı; bu şekilde FSEK m.14-17 ve m.21-25 hükümleri uyarınca eser
sahibine tanınan mali ve manevi hakların 8’ini ihlal ettiği belirtilmiştir. Davalının bu izinsiz kullanımı
sonucunda eseri farklı dijital platformlarda yayımlayarak yüksek izlenme
sayılarına ulaştığı, dolayısıyla haksız kazanç elde ettiği, şöhretinin büyük
ölçüde bu esere dayandığı, bu durumun hem maddi zarara hem de manevi hak
ihlallerine yol açtığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede davacı taraf, FSEK m.68
uyarınca rayiç bedelin üç katı oranında şimdilik 100 USD maddi tazminat, FSEK
m.70 uyarınca 50.000 TL manevi tazminat ve FSEK m.70/3 uyarınca davalının
elde ettiği kazancın iadesini şimdilik 100 USD olarak talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;
davacının dayandığı edisyon sözleşmesinin adi yazılı belge niteliğinde
olduğunu, tarihsiz ve çelişkili unsurlar taşıdığını, bu nedenle davacının hak
sahibi ve dava ehliyetinin bulunmadığını, eserin kendisine ait olduğunu,
davaya konu eserde yer alan bestelerin benzerliğinin sadece tesadüfi düzeyde
ve sınırlı ölçüde olduğunu, herhangi bir kasıt unsurunun bulunmadığını,
sektörde kullanılan nota ve akorların evrensel olduğunu, bu bağlamda eserler
arasında hukuki koruma eşiğini aşan bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek,
davanın reddini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda: Davaya konu müzik
eserinin, davacı tarafından devralındığı ileri sürülen eserden ileri derecede
benzerlik ve aynılık gösterdiği, Notasal yapıların yanı sıra sözsel formda da
benzerliklerin bulunduğu, davalı tarafından işleme (m.21),
çoğaltma (m.22) ve elektronik ortamda umuma iletim (m.25) mali haklarının
ihlal edildiği, ihlale konu üç ayrı mecra bakımından
rayiç bedellerin ayrı ayrı 10.000 TL, 15.000 TL ve 15.000 TL olmak üzere
toplamda 40.000 TL olarak belirlenebileceği, FSEK m.68 gereği bu zararın üç
katına kadar tazminat talep edilebileceği, ancak davalının bu faaliyetlerden
doğrudan elde ettiği gelir miktarının somut olarak belirlenemediği ifade
edilmiştir. Mahkeme tarafından yapılan
inceleme sırasında taraflar arasında yargılamanın ilerleyen aşamasında sulh
protokolü imzalanmış ve bu nedenle mahkeme esasa ilişkin bir karar vermeyerek
“karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmiştir. |
İstanbul
1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/245
K. 2021/326 E. | TV Program Formatının İzinsiz
Kullanımı Nedeniyle Telif Tazminatı Talebi | Davacı, orijinal ismi “…” olan yapımın
format haklarının kendisine ait olduğunu, bu yapımı “…” adıyla uyarladığını
ve yayın haklarını çeşitli televizyon kanalları ile platformlara verdiğini;
ancak davalıya ait dijital platformda izinsiz olarak yayınlandığını ileri
sürmüştür. Davacı, bu yayının 5846 sayılı FSEK kapsamında mali haklara
tecavüz teşkil ettiğini belirterek, FSEK m.68 uyarınca maddi tazminat talebinde
bulunmuştur. Davalı, söz konusu içeriğin anlaşmalı
bir yayıncıdan elde edildiğini, lineer yayın akışında olduğu gibi
iletildiğini, “seç-izle” fonksiyonunun bulunmadığını ve durumdan haberdar
olduktan sonra 24 saat içinde yayının kaldırıldığını savunarak davanın
reddini istemiştir. Yargılama sürecinde davacı vekili,
08/10/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiş, davalı vekili de
feragatı kabul etmiş, Mahkeme, HMK m.307 gereğince davanın
feragat nedeniyle reddine karar vermiştir. 23/10/2024
|
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/347
K. 2022/192 E. | TV Program Formatının İzinsiz
Kullanımı Nedeniyle Telif Tazminatı Talebi | Davacı vekili dava dilekçesinde;
orijinal ismi “…” olan yapımın format haklarının müvekkiline ait olduğunu, bu
formatın Türkçe uyarlamasını “…” adıyla yaptığını ve yayın haklarını çeşitli
televizyon kanalları ile platformlara verdiğini beyan etmiştir. Davacı, söz
konusu yapımın davalıya ait dijital platform üzerinden izinsiz olarak
yayınlandığını, bu durumun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)
kapsamında mali haklara tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Bu çerçevede
FSEK m.68 uyarınca maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;
yayının, üçüncü bir yayıncı ile yapılmış sözleşme çerçevesinde, lineer yayın
akışına bağlı olarak gerçekleştirildiğini; teknik olarak “time shifting” (24
saat geriye dönük izleme) sistemi ile sunulduğunu, bu nedenle “seç-izle”
(video-on-demand) fonksiyonu bulunmadığını savunmuştur. Davalı ayrıca,
izinsiz kullanım kastlarının olmadığını, yayının varlığından haberdar
olduktan sonra 24 saat içinde kaldırıldığını, bu nedenle davanın reddine
karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir. Yargılama sırasında tarafların
beyanları alınmış, davacı taraf 08/10/2024 tarihli dilekçesi ile davadan
feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı vekili de feragat beyanını kabul
etmiştir. Mahkeme, davanın feragat nedeniyle reddine
karar vermiştir. |
İstanbul
1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/201
K. 2024/58 E. | Bilgisayar Programının
İzinsiz Kullanımında 3 Kat Tazminat Talebi (FSEK m.68) | Davacı vekili, müvekkili şirkete ait
bilgisayar yazılımlarının tüm dünyada eser ve hak sahibi olduklarını,
lisanssız kullanım ihbarı üzerine davalı şirkette yapılan tespitlerde
yazılımların kurulu ve aktif şekilde çalışır vaziyette bulunduğunu, bunların
izinsiz yüklendiğini belirterek; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu’nun (FSEK) 68. maddesi uyarınca satış bedelinin üç katı kadar, taleple
bağlı olarak 10.000 TL’nin haksız eylem tarihinden itibaren ticari faiziyle
tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin birçok
şehirde mağazası bulunan tanınmış bir şirket olduğunu, kendi bünyesinde
yazılım geliştirmediğini, gerektiğinde fatura karşılığı hizmet aldıklarını,
tespit sırasında programın sadece bir bilgisayarda bulunduğunu ve bu
bilgisayarın şirkete değil üçüncü kişiye ait olduğunu ileri sürerek davanın
reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul
etmiş, ancak davalı vekili davacının yabancı uyruklu şirket olması nedeniyle
MÖHUK m.48 uyarınca yargılama teminatı yatırılması gerektiği itirazında
bulunmuştur. İstinaf mahkemesi, dava şartlarının
re’sen gözetilmesi gerektiğini, yabancılık teminatı konusunun araştırılmadan
karar verilmesinin usul hatası olduğunu belirterek, kararın HMK m.353/1-a-4
gereğince kaldırılmasına ve dosyanın teminat muafiyeti araştırılarak yeniden
karar verilmesine hükmetmiştir. Mahkemece yapılan teminat incelemesi
sonucunda, federal ve eyalet düzeyinde teminat zorunluluğu bulunmadığı,vatandaşlar
ile yabancılar arasında bu konuda farklı uygulama yapılmadığı, maddi durumu
yetersiz olanların, vatandaşlık farkı gözetilmeksizin harçtan muaf
tutulabildiği, bazı davalarda kefalet istenebildiği ancak bunda da ayrım
yapılmadığı tespit edilmiş ve davacının teminat yatırmasına gerek olmadığı
sonucuna varılmıştır. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, yazılımların
davacı şirkete ait ilim eseri niteliğinde olduğu, lisanssız yazılımın davalı
şirkete ait işyerinde, sorumluluk alanındaki bilgisayara yüklenmiş olduğu, davalının
eylemden sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir delil sunmadığı, davalının
“bilgisayar üçüncü kişiye ait” savunmasının ispatlanamadığı, lisanssız
programın davalı şirket bilgi işlem yöneticisine ait kullanıcı adında
bulunduğu, FSEK m.66 gereğince doğrudan sorumluluk bulunduğu, FSEK m.68
uyarınca üç kat bedel talep edilebileceği, bilirkişi tarafından hesaplanan
bedelin çok daha yüksek olmasına rağmen davacının yalnızca 10.000 TL talep
ettiği, bu miktarın makul olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile FSEK m.68
uyarınca, talep edilen 10.000 TL’nin, haksız fiil tarihi 22.05.2018’den
itibaren ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
|
Ankara
3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/279
K. 2023/406 E. | Bilgisayar Programının
İzinsiz Kullanımında 3 Kat Tazminat Talebi (FSEK m.68) | Davacı vekili, müvekkilinin mühendislik
alanında bilgisayar programları üreten ve lisans yoluyla satan tanınmış bir
şirket olduğunu, mali hakları müvekkiline ait “…” isimli bilgisayar
programının ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür.
Davalı şirketin bu yazılımı lisanssız olarak kullandığına ilişkin ihbar
üzerine yapılan tespitte, program ve modüllerinin davalı işyerindeki
bilgisayarda kurulu ve çalışır durumda olduğu belirlenmiştir. Davacı, bu
eylemin FSEK m.22’de düzenlenen çoğaltma hakkını ihlal ettiğini belirterek,
FSEK m.68 uyarınca şimdilik 10.000 TL telif tazminatının, yükleme tarihinden
veya haksız eylem tarihinden itibaren ticari faizle tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, şirketin eşyalarla
birlikte devralındığını, bilgisayarın geçmişinin bilinmediğini, programın
müvekkili tarafından yüklenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Bilirkişi raporunda, dava konusu
yazılımın eser niteliğinde olduğu, lisanssız kullanımın çoğaltma hakkının
ihlali anlamına geldiği, tazminatın KDV hariç 170.714,40 TL olduğu ve üç kat
tazminat hesabıyla 512.143,20 TL’ye kadar talep edilebileceği belirtilmiştir. Yargılama devam ederken taraf
vekilleri 03/06/2024 tarihli dilekçelerle, hem bu hukuk davası hem de ceza
soruşturması yönünden sulh olduklarını, birbirlerini ibra ettiklerini ve
vekalet ücreti ile yargılama gideri talep etmediklerini beyan etmişlerdir. Mahkeme, HMK m.313 ve m.315 uyarınca
davanın konusuz kaldığına karar vermiş; esas hakkında karar verilmesine yer
olmadığına, arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline ve taraflarca yapılan
yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına hükmetmiştir. |
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/125
K. 2022/97 E. | Cayma Hakkını Kullanma Şartları (FSEK m.58) | Davacı yazar ile davalı yayınevi
arasında 05.08.2017 tarihinde imzalanan ve 15 yıl süreli olan telif hakkı
devir ve yayın sözleşmesinin, davalı tarafından sözleşme yükümlülüklerine
aykırı davranıldığı gerekçesiyle haklı sebeple feshedildiğinin tespiti talep
edilmiştir. Davalı davacının iddialarının gerçeğe
aykırı olduğu, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, feshin
haksız olduğunun tespit edilmesi ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, Sözleşmenin
yayın sözleşmesi ve telif hakkı devir sözleşmesi niteliğinde olduğu, ilk
baskının 2-3 ay gecikmeli yapıldığı, ancak bu durumun davacı bu konuda ihtar
çekmediği için tek başına fesih için haklı sebep sayılamayacağı, tanıtım eksikliği iddialarında iki
taraf tanıklarının beyanları çelişkili ve somut delil yetersizliğinin
bulunduğu, telif ödemelerinin sürekli olarak sözleşmede belirtilen sürelerden
geç yapıldığı, bu gecikmelerin sözleşmenin 7C maddesine aykırı olduğu ve taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelediği,
15 yıl süreli bir sözleşmenin güven ilişkisi olmadan devamının davacı
açısından çekilmez hâle geldiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 05.08.2017
tarihli sözleşmenin dava tarihi itibarıyla haklı sebeple feshedildiğinin
tespitine, 346,90 TL kalan harcın davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
|
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/241
K. 2020/300 E. | Video İçeriklerinin Eser Sahipliğinin
Belirlenmesi | Davacılar: YouTube kanalında 693
videosu ve çok sayıda abonesi bulunan içerik üreticileri olduklarını, iki
farklı videonun (22.03.2020 ve 17.08.2020 tarihli) bölümlerinin, bir
gazetenin Instagram ve internet sayfalarında izinsiz ve logoları buzlanmış
şekilde kaynak gösterilmeden paylaşıldığı
iddiası ile FSEK uyarınca 3 kat telif + manevi tazminat aksi halde haksız rekabet veya kişilik
hakkı ihlali nedeniyle tazminat ve elde edilen kazancın iadesi talebi ile
dava açmışlardır. Davalı ,videoların eser niteliği taşımadığını
dolayısıyla haksız rekabet hükümlerinin de uygulanamayacağı, İlgili
içeriklerin kendi sitelerinde bulunmadığı, yayının yapıldığı iddia edilen
sosyal medya hesapları tespit edilemediği, Mahkemenin Görevsiz olduğu ve davanın konusuz kaldığı ve Davacının ispat
yükü bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda,
dava konusu yayının Sokak röportajlarında sorulan sorular ve verilen cevaplar niteliğinde günlük olaylara ilişkin olup
orijinallik ve yaratıcılık unsuru taşımadığı, dolayısıyla eser sayılmaları
mümkün olmadığı, davalı tarafından yayın yapıldığına dair kesin ve
tartışmasız delil bulunamadığı, linkler silindiği veya arşiv
kayıtlarında yükleyenin kim olduğunun belli olmadığı gerekçeleriyle davanın
reddine karar verilmiştir. |
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/184 K. 2024/88 E. | Web Sitesi Tasarımının Eser Niteliği
Olup Olmadığı | Davacı vekili, müvekkillerinin sahip
olduğu ve birlikte geliştirdikleri bir internet sitesi üzerindeki eser
sahipliğinin tespiti ile, davalının aynı tasarım ve yazılım altyapısını
kullanarak açtığı benzer site nedeniyle müvekkillerinin eser sahipliğinden doğan
haklarına tecavüz ettiğinin tespiti ile tecavüzün men’i ve ref’ine karar
verilmesini talep etmiştir. Davacılar, siteye erişimlerinin 11.05.2013 tarihi
itibarıyla engellendiğini ve davalının sözleşme gereğini yerine getirmediğini
ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, davacının husumeti
yanlış gösterdiğini, davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin
görevine girmediğini, davalının siteyi 10.000 TL bedelle satın aldığını,
siteye dair teknik destek ve danışmanlık hizmetleri sağlandığını ve davacılara
ödemelerin yapıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davanın esasını ve tarafların
iddialarını değerlendirmiş ve davaya konu internet sitesinin eser niteliğinde
olduğu, davacıların site üzerinde birlikte eser sahibi oldukları, devir
sözleşmesinin, mali hak devrini değil kullanım ve yönetim ile ilgili hakları
düzenlediğini tespit edilmiş, bozma
ilamına uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda davacıların, davalı
şirket yerine yanlış muhataba karşı dava açtıkları, dolayısıyla davanın pasif
husumet yokluğundan reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
İstanbul3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/88 K. 2022/83 E. | Eser Sahipliğinin ve Haksız Kullanımın
İspatlanamaması | Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu kapsamında, davacıların hak sahibi olduklarını iddia
ettikleri bestekâr …’a ait “…” isimli müzik eserinin davalılar tarafından
17.09.2019 tarihinden itibaren izinsiz kullanıldığı iddiasına dayalı olarak
tecavüzün tespiti, ref’i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacılar, eserin mali haklarının
yetki belgesi ile kendilerine devredildiğini, davalılar tarafından muvafakat
olmaksızın kullanım yapıldığını, bu nedenle kullanım ücretinin üç katı
tutarında cezai tazminat ile dijital kullanım bedellerinin faiziyle birlikte
müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Ayrıca, eserin besteci
ve güfteci bilgilerinin sahte şekilde değiştirildiğini ileri sürmüştür. Davalılar ise; davacının hak
sahipliğini ispatlayamadığını, dava açılmadan önce arabuluculuk şartının
yerine getirilmediğini, husumet yokluğu bulunduğunu, davalı şirketin eseri
kullandığına dair hiçbir somut delilin bulunmadığını, ilgili resmi kurum
kayıtlarında da böyle bir kullanımın tespit edilmediğini savunarak davanın
usulden ve esastan reddini istemiştir. Yargılama kapsamında Kültür ve Turizm
Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ile ilgili meslek birliklerinden
bilgi istenmiş, alınan cevaplarda davalı şirketin dava konusu besteyi
kullandığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı bildirilmiştir. Davacının
sunduğu 17.02.2011 tarihli yazıda eserin mali haklarının davacıya
devredildiğine dair ifade yer almakla birlikte, FSEK m.52 uyarınca mali hak
devrinin yazılı sözleşme ile yapılması gerektiğinden, bu belgenin tek başına
hak devrini ispatlamaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece, davacının hem hak
sahipliğini hem de davalı tarafından haksız kullanım iddiasını somut ve kesin
delillerle ispatlayamadığı sonucuna varılmış; bilirkişi raporu ve dosya
kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın ispat yükünün davacılarda
olduğu, ancak bu yükün yerine getirilemediği gerekçesiyle davanın reddine,
karar verilmiştir.
|
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/248 K. 2023/456 E. | Eser Sahipliğinin ve Haksız Kullanımın
İspatlanamaması | Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu (“FSEK”) hükümleri uyarınca, davacılar tarafından hak sahibi
oldukları iddia edilen bestekâr …’a ait “…” isimli müzik eserinin davalılar
tarafından 17.09.2019 tarihinden itibaren izinsiz kullanıldığı, esere ilişkin
besteci ve güfteci bilgilerinin değiştirilerek hak sahipliği ihlali yapıldığı
iddiasına dayalı olarak tecavüzün tespiti, ref’i ile maddi ve manevi tazminat
istemine ilişkindir. Davacılar, dava konusu eserin mali
haklarının yetki belgesi ile kendilerine devredildiğini, davalılar tarafından
herhangi bir izin ya da muvafakat alınmaksızın eserin kullanıldığını, bu
suretle FSEK m.68 uyarınca kullanım bedelinin üç katı tutarında tazminata hak
kazandıklarını ileri sürmüştür. Ayrıca dijital platformlar aracılığıyla
yapılan kullanımlardan doğan bedellerin de dava tarihinden itibaren işleyecek
yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar ise davacıların hak
sahipliğini ispatlayamadığını, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk
şartının yerine getirilmediğini, husumet yönünden de eksiklik bulunduğunu,
dava konusu eserin davalı şirket tarafından kullanıldığına dair somut ve
resmi kayıt bulunmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Yargılama sürecinde, mahkeme
tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ile
ilgili meslek birliklerinden bilgi istenmiş; alınan cevaplarda davalı
şirketin dava konusu eseri kullandığına dair herhangi bir kayıt veya bildirim
bulunmadığı ifade edilmiştir. Dosyaya sunulan 17.02.2011 tarihli belgede
eserin mali haklarının davacıya devredildiği yönünde bir ifade yer almakla
birlikte, FSEK m.52 hükmü uyarınca mali hak devrinin yazılı bir sözleşme ile
yapılmasının zorunlu olduğu, tek başına bu belgenin hak devrini ispatlamaya
yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bilirkişi incelemesi sonucunda da
davacılar lehine hak sahipliğini ve davalılarca haksız kullanım yapıldığını
ortaya koyan kesin deliller elde edilememiştir. Mahkeme, ispat yükünün
davacılarda olduğunu, ancak davacıların hak sahipliği ve kullanımın varlığını
hukuken geçerli delillerle ortaya koyamadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, davacılar tarafından ileri
sürülen tecavüzün tespiti, ref’i ve maddi-manevi tazminat taleplerinin
tamamının reddine karar verilmiş; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin
davacılar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının davacılara
iadesine karar verilmiştir. |
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk
Mahkemesi | 2024/231 K. 2023/530 E. | Yayma Hakkının Tükenmesi İlkesi | Davacı taraf, kendi üniversitelerinin
telif hakkına sahip olduğu bazı kitapların davalılar tarafından izinsiz
olarak satıldığını ileri sürmüştür. Davalı bireysel satıcı olarak 2016’da
bir kitapçı dükkânı devraldığını,
dükkanda davaya konu kitabın 2011
baskısının yer aldığı 2023’te bu
kitabı ikinci el statüsünde çevrimiçi platformda satışa koyduğunu, kitap
üzerinde “yalnızca … tarafından satılabilir” gibi bir ibare bulunmadığını, Ticaret
hukuku açısından kitap bir eşya olarak alınıp satılabileceği, Üniversitenin bu
kitapların üçüncü kişilere satışını yasaklayan bir sözleşmesinin bulunmadığı, kendisinin Türkiye’de basılan
tüm kitapları satma yetkisinin bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddini talep
etmiştir. Davalı Şirket, yetkili mahkemenin bulunduğu
yer itibariyle dava yer yönünden yetkisiz olduğu, şirketin köklü bir kitabevi
olup hem Türkçe hem İngilizce yayın satışı yaptığını, Satışını yaptıkları kitapların zaten
davacı tarafından piyasaya sürülmüş kitaplar olduğu, izinsiz çoğaltma veya çoğaltılmış
nüshaları yayma durumunun olmadığı, davacının, kitapların satışının “ilk kez
mi izinsiz çoğaltıldığını” yoksa “rızayla çoğaltılanların izinsiz
satıldığını” mı kast ettiğini açıkça belirtmediği, kitapların üzerinde satış
yasağına dair bir şerhin bulunmadığı, delil tespiti öncesinde kendilerine
telif ihlali uyarısının yapılmadığı
iddiası ile taleplerin kötü niyetli ve mesnetsiz olduğunu gerekçesiyle
davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda,
davalıların internet sitelerinde ve online pazaryerinde söz konusu kitapları
satışa sunduğu ancak davaya konu kitapların ilk kez davacı üniversite
tarafından piyasaya sürüldüğünün sabit olduğu, FSEK m.23/2 uyarınca yayma hakkının, eserin
ilk satışıyla birlikte tükeneceği, “Tükenme ilkesi” gereği, eser sahibinin
rızasıyla piyasaya sürülen nüshaların tekrar satılabileceği, bu durumun yayma hakkı ihlalini oluşturmayacağı, dolayısıyla davalıların
ikinci el veya piyasadan temin edilmiş nüshaları satmasının hukuka aykırı olmadığı
gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. |
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi | 2024/154 K. 2023/10 E. | Fonogram Yapımcısı Sıfatı | Davacı yapım şirketi, dava dışı bir
icracı sanatçıya ait albümdeki ses kayıtları üzerinde FSEK m.80/B kapsamında
yapımcı haklarına sahip olduğunu, davalının bu eserleri izinsiz olarak
dijital mecralarda yayınladığını ileri sürerek; hak sahipliğinin tespiti, olası
tecavüzün önlenmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa
yükletilmesi taleplerinde bulunmuştur. Davalı, davacının eserler üzerinde
geçerli bir hak devri belgesine sahip olmadığı, FSEK m.80/B’deki yapımcı
hakkı sadece “ilk tespiti yapan” kişiye tanınacağı ve devredilemeyeceği, Dijital
iletim haklarının eser sahiplerine ait
olduğu ve ancak FSEK m.52’ye uygun
yazılı sözleşme ile devredilebileceği, müvekkil şirketin, eser sahiplerinden bu hakları geçerli
sözleşmelerle devraldığı, davacının, aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı
gerekçeleriyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda lisans devir belgelerinde dava konusu
albüm parçalarının devredildiğine dair kayıt bulunamadığı, dava dışı
şirketten davacıya lisans devrine ilişkin geçerli sözleşme bulunmadığı, davacının,
hak sahipliğini ispatlayamadığından, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ıslah dilekçesiyle dava konusu
edilmeyen başka bir albümün davaya eklenmesinin
hukuken mümkün olmadığı gerekçeleriyle
davanın reddine karar verilmiştir. |